İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yasadışı yerleşimlerini genişletme planlarının merkezinde yer alan bir dini okula, Birleşik Krallık'tan bir yardım kuruluşu 2019-2024 yılları arasında yaklaşık 200 bin sterlin (yaklaşık 8,5 milyon Türk lirası) fon sağladı. Yeshivat Shavei Hevron Dostları adlı İngiliz hayır kurumu, Hebron kentindeki bu okula para aktararak uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerine destek oldu.
Yerleşim genişletme planları ve uluslararası tepkiler
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da yer alan Hebron, Yahudiler ve Müslümanlar için kutsal kabul edilen El-Halil Camii'ne ev sahipliği yapıyor. Ancak bölge, Filistinliler için de önemli bir ticaret merkezi ve kültürel miras alanı. İsrail'in buradaki yasadışı yerleşimleri genişletme girişimleri, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum tarafından defalarca kınandı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerini açıkça uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlıyor. Ancak İsrail hükümeti, bu kararları tanımadığını ve bölgedeki egemenliğini genişletmeye devam edeceğini açıkladı.
Yeshivat Shavei Hevron, Kudüs merkezli aşırı sağcı bir dini kurum olarak biliniyor. Okulun, Hebron'da Filistinlilere ait evlere el konulması ve yerleşimcilerin bölgeye yerleştirilmesi sürecinde aktif rol oynadığı belirtiliyor. İsrail insan hakları örgütü B'Tselem, İsrail'in Batı Şeria'da uyguladığı politikaları apartheid olarak tanımlarken, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü de benzer suçlamalarda bulunuyor. Bu bağlamda, İngiliz yardım kuruluşunun fon sağladığı okul, Filistinlilere yönelik ayrımcı uygulamaların bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, uluslararası toplumun İsrail yerleşimlerine karşı duruşunu sorgulatıyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve birçok ülke yasadışı yerleşimleri kınarken, Birleşik Krallık gibi ülkelerden özel kuruluşların bu tür faaliyetlere destek vermesi dikkat çekiyor. İsrail-Filistin çatışmasının çözümünde en büyük engellerden biri olarak görülen yerleşimler, iki devletli çözümün uygulanabilirliğini her geçen gün azaltıyor. Filistin Yönetimi, bu tür fonların durdurulması ve yasadışı yerleşimlerin tümüyle sonlandırılması çağrısı yapıyor. Öte yandan, İsrail'deki aşırı sağcı hükümet ortakları, yerleşimlerin genişletilmesini teşvik etmeye devam ediyor.
Küresel ölçekte, bu tür haberler İsrail'e yönelik boykot, tecrit ve yaptırım (BDS) hareketini güçlendiriyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde İsrail'in ihlallerine karşı alınan kararlar, benzer fonlamaların durdurulması çağrısını da içeriyor. Ancak İsrail'in güçlü müttefikleri, özellikle ABD, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde bu tür kararları veto ederek süreci tıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun süredir diplomatik ve insani olarak destekleyen bir ülke. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda İsrail'in Filistin topraklarındaki ihlallerini sıkça gündeme getiriyor. Bu haber, Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda İsrail yerleşimlerine karşı tutumunu pekiştirecek bir argüman olarak kullanılabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik insani yardımları ve Kudüs'teki tarihi sorumluluğu, bu tür gelişmelerin Türk dış politikasında daha fazla ön plana çıkmasına neden olabilir. Bölgesel istikrar açısından, yasadışı yerleşimlerin genişlemesi Orta Doğu'da tansiyonu yükseltirken, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu artırmak için bu durumu kullanması olasıdır.