Beş farklı dini temelli kuruluş, ABD Kongresi tarafından daha önce onaylanan ancak Beyaz Saray tarafından henüz serbest bırakılmayan HIV/AIDS önleme fonlarının acilen kullanıma açılması için harekete geçti. Söz konusu kuruluşlar, Başkan'ın Acil AIDS Yardım Planı (PEPFAR) kapsamında ayrılan bütçenin tamamının kullanılmasını talep eden bir mektubu, Yönetim ve Bütçe Ofisi (OMB) Direktörü Russell Vought'a iletti. Mektupta, fonların durdurulmasının yurtdışında hayat kurtaran programları aksattığı ve milyonlarca insanı riske attığı vurgulandı.
Fonların Dondurulması ve Etkileri
Kongre'nin 2025 mali yılı için onayladığı 6,5 milyar dolarlık PEPFAR bütçesi, Ocak ayından bu yana Beyaz Saray tarafından dondurulmuş durumda. Bu durum, özellikle Sahra Altı Afrika'da HIV/AIDS ile mücadele eden ülkelerde test, tedavi ve önleme hizmetlerinin aksamasına neden oldu. Dini kuruluşlar, fonların serbest bırakılmamasının sadece sağlık krizini derinleştirmekle kalmayıp aynı zamanda Washington'ın uluslararası taahhütlerine olan güveni de sarstığını ifade etti.
Kuruluşlar arasında Dünya Kiliseler Konseyi, Amerikan Yahudi Dünya Servisi ve İslami Yardım USA gibi geniş bir yelpazeden aktörler bulunuyor. Mektupta, bu fonların serbest bırakılmasının sadece bir yükümlülük değil, aynı zamanda ahlaki bir zorunluluk olduğu belirtildi. OMB ise henüz resmi bir yanıt vermezken, Beyaz Saray Sözcüsü konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapmayı reddetti.
Küresel HIV/AIDS Mücadelesinde Tehlikeli Dönüş
PEPFAR, 2003 yılında başlatıldığından bu yana dünya genelinde 25 milyondan fazla hayat kurtardı. Ancak son yıllarda fonlamadaki belirsizlikler, programın sürdürülebilirliğine ilişkin endişeleri artırdı. Uzmanlar, fonların dondurulmasının sadece mevcut hastaları değil, aynı zamanda yeni enfeksiyonları önleme çabalarını da baltalayacağını belirtiyor. Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS), 2025 yılına kadar AIDS'i küresel bir halk sağlığı tehdidi olarak sona erdirme hedefinin, finansman kesintileri nedeniyle tehlikeye girdiği uyarısında bulundu.
Bu durum, ABD'nin sağlık diplomasisinde yarattığı güven kaybının yanı sıra, Çin gibi rakip aktörlerin bu boşluğu doldurma potansiyelini gündeme getiriyor. Sivil toplum kuruluşları, benzer bir fon dondurma olayının 2020 yılında da yaşandığını ve o dönemde Afrika'da 500.000'den fazla kişinin tedaviye erişimde aksama yaşadığını hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin HIV/AIDS fonlarını dondurması, Türkiye için dolaylı ancak önemli etkiler yaratabilir. Türkiye, Afrika'da Sağlık Bakanlığı ve TİKA aracılığıyla sağlık altyapısı projeleri yürütmektedir. ABD'nin çekilmesi, Sahra Altı Afrika'da bir sağlık güvenliği boşluğu oluşturabilir. Bu boşluk, Türkiye'nin bölgedeki sağlık diplomasisi hamlelerini daha kritik hale getirebilir. Ancak Türkiye, kendi sağlık sistemi ve HIV/AIDS ile mücadele programına odaklanmış durumda. Küresel düzeyde, bu tür fon kesintileri HIV/AIDS'in yeniden yaygınlaşmasına yol açabilir ve bu da Türkiye'ye gelen göçmenler, seyahat edenler ve ticaret yolları üzerinden dolaylı riskler oluşturabilir. Türk sağlık yetkilileri, bu gelişmeyi yakından takip etmeli ve olası senaryolara karşı hazırlıklı olmalıdır.