Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, yapay zekâ teknolojilerinin önümüzdeki dönemde küresel ekonomik büyümenin ana itici gücü olacağını, ancak bu alandaki yatırımların artık yalnızca ABD ile sınırlı kalmayarak dünyanın diğer bölgelerine yayıldığını açıkladı. Georgieva, İran ile İsrail arasında artan gerilimin tetiklediği enerji krizine rağmen dünya ekonomisinin bu şoku atlatabileceğini ve büyümenin desteklenmeye devam edeceğini ifade etti. IMF'nin yıllık toplantıları öncesinde konuşan Georgieva, yapay zekânın verimlilik artışı sağlayarak küresel gayri safi hasılaya önemli katkılar sunacağını, ancak bu teknolojinin iş gücü piyasasında yaratacağı dönüşümün de dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Yapay Zekâ Yatırımları ABD Dışına Taşınıyor
IMF Başkanı Georgieva, Washington'da düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, yapay zekâ yatırımlarının başlangıçta büyük ölçüde ABD merkezli teknoloji devleri tarafından yönlendirildiğini, ancak son dönemde bu yatırımların Avrupa, Asya ve Orta Doğu'da da hız kazandığını belirtti. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerin egemen varlık fonlarının yapay zekâ girişimlerine milyarlarca dolarlık yatırım yaptığını hatırlatan Georgieva, bu eğilimin küresel ekonomik büyümenin daha dengeli bir şekilde dağılmasına yardımcı olacağını söyledi. Yapay zekâ teknolojilerinin yalnızca gelişmiş ekonomilerde değil, gelişen piyasalarda da üretkenlik artışını tetikleyebileceğini belirten Georgieva, bu sayede dünya ekonomisinin önümüzdeki beş yıl içinde yıllık ortalama yüzde 3,2 büyüyebileceğini ifade etti. Ancak uzmanlar, bu iyimser senaryonun gerçekleşmesi için yapay zekâ altyapısına yapılacak yatırımların yanı sıra iş gücünün bu yeni teknolojilere uyum sağlaması için eğitim politikalarının da hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
İran Gerilimi Enerji Piyasalarını Zorluyor
Georgieva, İran ile İsrail arasındaki askeri gerilimin enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açtığını kabul etmekle birlikte, küresel ekonominin bu şoklara karşı dirençli olduğunu savundu. Ham petrol fiyatlarının son haftalarda varil başına 90 doların üzerine çıktığını hatırlatan IMF Başkanı, ancak geçmiş dönemlerde yaşanan petrol krizlerinin aksine, bugün dünya ekonomisinin enerji yoğunluğunun azaldığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarının payının arttığını ifade etti. Dolayısıyla, İran'dan kaynaklanan arz kesintilerinin büyüme üzerindeki etkisinin sınırlı kalabileceğini öngören Georgieva, yine de bu durumun enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini ve merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemek zorunda kalabileceğini sözlerine ekledi. IMF'nin küresel büyüme tahminlerini Ekim ayında güncellemesi beklenirken, uzmanlar bu tahminlerde İran geriliminin yaratacağı risklerin de dikkate alınacağını belirtiyor.
Küresel Ekonomide Dengeli Büyüme Beklentisi
Georgieva, yapay zekâ yatırımlarının ABD dışına yayılmasının, küresel ekonominin Çin'e olan bağımlılığını da azaltabileceğini ifade etti. Özellikle Hindistan, Endonezya ve Meksika gibi ülkelerin yapay zekâ alanında önemli avantajlara sahip olduğunu belirten IMF Başkanı, bu ülkelerin genç nüfusları ve artan teknoloji altyapıları sayesinde küresel değer zincirlerinde daha fazla rol üstlenebileceğini söyledi. Bu gelişmenin, küresel ticaretin daha dengeli bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacağını kaydeden Georgieva, ancak gelişmekte olan ülkelerin yapay zekâ devriminden eşit şekilde faydalanabilmesi için uluslararası iş birliğinin artırılması gerektiğini vurguladı. IMF'nin bu kapsamda düşük gelirli ülkelere yönelik teknik destek programlarını genişletmeyi planladığını da sözlerine ekledi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
IMF'nin yapay zekâ yatırımlarının küresel büyümeyi destekleyeceği yönündeki öngörüsü, Türkiye ekonomisi için hem fırsat hem de tehdit barındırıyor. Türkiye, son yıllarda teknoloji girişimlerine verdiği teşviklerle yapay zekâ ekosisteminde önemli bir ivme yakalamış durumda; ancak bu alandaki küresel rekabet, nitelikli iş gücü ve altyapı yatırımlarını zorunlu kılıyor. İran'daki olası bir enerji krizinin Türkiye'nin cari açığı üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemeli: Türkiye'nin enerji ithalatının büyük bölümünü komşu ülkelerden karşıladığı düşünüldüğünde, Orta Doğu'daki istikrarsızlıklar doğrudan ekonomik maliyetler yaratabilir. Ancak Türkiye'nin enerji altyapısını çeşitlendirmesi ve yenilenebilir enerjiye geçişi, bu tür krizlere karşı direncini artırıyor. Yapay zekâ alanında ise Türkiye'nin, Orta Doğu ve Orta Asya arasında bir teknoloji köprüsü olma potansiyeli bulunuyor; bu da jeopolitik açıdan ülkenin önemini pekiştirebilir. Dolayısıyla, Türkiye'nin bu küresel dönüşümde yer almak için eğitim sistemini ve Ar-Ge teşviklerini daha da güçlendirmesi, uzun vadeli ekonomik kalkınması açısından kritik önem taşıyor.