Uluslararası Para Fonu (IMF), İran ile yaşanan askeri çatışmanın ABD ve küresel ekonomi üzerinde başlangıçta öngörülenden daha sınırlı bir etki yarattığını, ancak bu gelişmenin kalıcı bir miras bırakacağını duyurdu: 2027 yılına kadar devam etmesi beklenen bir enflasyon dalgası. IMF'nin yayımladığı güncellenmiş Dünya Ekonomik Görünüm raporunda, çatışmanın enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinde yarattığı baskının, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim planlarını geciktireceği ve enflasyonun merkez bankasının yüzde 2 hedefinin üzerinde seyretmesine neden olacağı ifade ediliyor.
Beklenenden daha az hasar, ama uzun vadeli etki
Rapora göre, İran çatışması ilk aylarda petrol fiyatlarında keskin bir artışa yol açtı, ancak arz kesintilerinin sınırlı kalması ve alternatif kaynakların devreye girmesiyle piyasalar kısmen dengeye kavuştu. ABD ekonomisi bu süreçte resesyona girmekten kıl payı kurtulurken, IMF küresel büyüme tahminini yalnızca 0,1 puan aşağı çekti. Ancak kurum, “yapışkan enflasyon” olarak tanımladığı durumun özellikle ABD'de derin bir “yara izi” bırakacağını vurguluyor.
IMF başekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, rapor sunumunda “Çatışmanın doğrudan etkileri geçici olabilir, ancak fiyat beklentileri ve ücret baskıları kalıcı hale geliyor. Fed'in 2025 sonunda başlamasını beklediğimiz faiz indirim döngüsü, enflasyonun yüzde 3'ün üzerinde seyretmesi nedeniyle ertelenecek” dedi. Raporda ABD enflasyonunun 2026 sonunda yüzde 2,8'e, 2027 sonunda ise ancak yüzde 2,4'e gerileyeceği tahmin ediliyor.
Küresel boyut: Gelişmekte olan ülkeler kırılgan
İran çatışmasının küresel yansımaları en çok gelişmekte olan ekonomileri etkiliyor. Yüksek enerji ve gıda fiyatları, bu ülkelerde sosyal huzursuzluk riskini artırırken, sermaye akımlarının güvenli limanlara yönelmesi döviz kurlarında baskı yaratıyor. IMF, özellikle Türkiye gibi enerji ithalatına bağımlı ülkelerde, küresel enflasyonist baskının yurt içinde de enflasyonu yeniden yükseltebileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve Çin de enerji maliyetlerindeki artıştan olumsuz etkileniyor. AB Merkez Bankası, büyüme enflasyon ikileminde sıkışırken, Çin'in ihracat talebi de daralıyor. IMF, küresel büyümenin 2025'te yüzde 3,2, 2026'da ise yüzde 3,1 olacağını öngörüyor; bu rakamlar pandemi öncesi ortalamanın altında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran çatışmasının jeopolitik sıcaklığından doğrudan etkilenmekle birlikte, IMF raporunun vurguladığı enflasyon tehdidi ülke için kritik önem taşıyor. Küresel enerji fiyatlarındaki yapışkanlık, Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonla mücadelesini zorlaştırabilir. Özellikle 2025-2026 döneminde, Fed'in faiz indirimlerini ertelemesi, TL varlıklardan çıkışı hızlandırabilir ve döviz kuru üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Orta Doğu'da artan istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefini geciktirirken, savunma harcamalarını da yukarı çekiyor. Ankara'nın para politikasında sıkı duruşunu sürdürmesi, ancak yapısal reformlarla enflasyonun kalıcı düşüşünü desteklemesi gerekiyor.