Uluslararası Para Fonu (IMF) Para ve Sermaye Piyasaları Departmanı Direktörü Tobias Adrian, yapay zeka (AI) şirketlerinin artan borçlanma eğiliminin, küresel finansal istikrar açısından, aşırı değerlenmiş hisse senedi piyasalarından daha büyük bir tehdit oluşturabileceği uyarısında bulundu. Adrian, Bloomberg Television'a verdiği röportajda, AI sektöründe yoğunlaşan borç ihraçlarının, özellikle faiz oranlarının yükseldiği bir ortamda, kırılganlıkları artırabileceğini ifade etti. IMF yetkilisi, bu durumun 2008 küresel mali krizine benzer bir risk oluşturmadığını ancak dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı.
AI Yatırım Çılgınlığı ve Borçlanma Endişeleri
Yapay zeka alanındaki hızlı teknolojik ilerlemeler, özellikle OpenAI, Google DeepMind ve diğer büyük teknoloji şirketlerinin yanı sıra çok sayıda girişimin yoğun yatırım ve borçlanma faaliyetlerine yol açtı. Adrian'a göre, bu şirketlerin büyük ölçüde borçla finanse edilen yatırımları, eğer beklenen getiriler gerçekleşmezse veya faiz oranları beklenenden daha hızlı yükselirse, ciddi geri ödeme sorunlarına neden olabilir. IMF, son Finansal İstikrar Raporu'nda, AI ile ilgili tahvil ve kredi piyasalarındaki hızlı büyümeye dikkat çekmiş, bu durumun sistemik risk oluşturma potansiyeline işaret etmişti.
Adrian, hisse senedi piyasalarındaki yüksek değerlemelerin risk oluşturduğunu kabul etmekle birlikte, asıl kaygının AI şirketlerinin bilançolarındaki borç yükü olduğunu belirtti. "Değerlemeler konusunda endişelenebiliriz, ancak beni daha çok endişelendiren kaldıraç kullanımı," diyen Adrian, AI sektöründeki aşırı borçlanmanın, faiz oranları yükseldiğinde veya ekonomik yavaşlama durumunda şirketler üzerinde baskı yaratacağını ve bunun dalga etkisiyle diğer sektörlere de sıçrayabileceğini söyledi.
Küresel Ekonomi İçin Olası Etkiler ve Alınması Gereken Önlemler
AI devrimi, üretkenlik artışı ve yeni iş modelleri vaat ederken, beraberinde getirdiği finansal kırılganlıklar da dikkat çekiyor. IMF yetkilisi, merkez bankalarının ve düzenleyici kurumların, AI şirketlerinin borçlanma alışkanlıklarını yakından takip etmeleri ve olası bir krize karşı tamponlar oluşturmaları gerektiğini söyledi. "Yapay zeka inovasyonu desteklenmeli, ancak bu süreçte finansal istikrarı koruyacak düzenlemeler de hayata geçirilmeli," ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, yapay zeka alanındaki yatırım patlamasının, 2000'li yılların başındaki dot-com balonuna benzerlik gösterdiğini, ancak bu kez borçlanma araçlarının daha karmaşık ve birbirine bağlı olduğunu belirtiyor. O dönemde aşırı değerlenen teknoloji hisselerinin çöküşü, büyük kayıplara yol açmıştı. Ancak bu kez risk, daha çok şirketlerin kaldıraç oranlarında ve borç geri ödeme kapasitelerinde yoğunlaşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel bir AI kaynaklı borç krizi, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomileri doğrudan etkileyebilir. Türkiye'deki teknoloji şirketleri ve yapay zeka girişimleri, uluslararası fonlara ve yabancı yatırımcılara bağımlıdır. Küresel likiditede daralma veya borç piyasalarındaki türbülans, bu şirketlerin finansman maliyetlerini artırabilir ve yatırımlarını yavaşlatabilir. Ayrıca, TCMB'nin faiz politikaları ve enflasyonist baskılar, AI yatırımlarının getirilerini etkileyebilir. Türkiye'nin, IMF'nin uyarılarını dikkate alarak, özellikle teknoloji sektöründe risk yönetimi ve sürdürülebilir borçlanma konusunda proaktif adımlar atması, olası bir krizden en az hasarla çıkması için önemli görünüyor. Krizin küresel etkileri, Türkiye’nin ihracat pazarlarında da yavaşlamaya yol açabilir.