GlobalMercek
Telegram
⚠ EDİTÖRYEL NOT

Bu platform, başta Batı medyası olmak üzere küresel ana akım haber kaynaklarını çeviri yoluyla Türk okuyucuya sunmaktadır. Amacımız bu haberlerin önemli bir bölümünün ne denli taraflı, çifte standartlı ve manipülatif olduğunu açığa çıkarmaktır. Batı medyasının kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği bu içerikleri eleştirel bir bakışla okumanızı tavsiye ederiz.

DÜNYA GÜNDEMİ
İklim

Büyük emisyon ülkeleri iklim risklerini yıllar öncesinden biliyordu

✍️ GlobalMercek 📖 3 dk okuma
Büyük emisyon ülkeleri iklim risklerini yıllar öncesinden biliyordu
Çeviri Kaynağı
Climatechangenews — Bu haber, Climatechangenews'da yayımlanan haberin Türkçe çevirisidir.
Orijinal Habere Git

Yeni bir araştırma, ABD, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği ülkeleri gibi sera gazı emisyonlarında başı çeken ülkelerin hükümetlerinin, fosil yakıt kullanımının gezegeni ısıttığını en az 1960'lı yıllardan beri bildiklerini ancak siyasi ve ekonomik sorumluluktan kaçınmak için bu bilgiyi kamuoyundan gizlediklerini ortaya koydu. Climate Home News'te yayımlanan habere göre, gizli belgeler ve declassified raporlar, söz konusu ülkelerin iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini on yıllar öncesinden öngördüğünü ancak fosil yakıt bağımlılığını sürdürmek adına bu uyarıları görmezden geldiğini gösteriyor.

Araştırmanın Çarpıcı Bulguları

Harvard Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi'nden araştırmacıların yürüttüğü kapsamlı çalışma, 1960'ların ortalarından itibaren ABD Federal Hükümeti'nin, İngiltere Kabinesi'nin ve Sovyetler Birliği'nin enerji kurumlarının, karbondioksit emisyonlarının atmosferde birikerek geri dönüşü olmayan bir sera etkisi yarattığını belgelediğini tespit etti. Örneğin, 1965'te ABD Başkanı Lyndon B. Johnson'a sunulan bir rapor, fosil yakıt yakmanın "birkaç on yıl içinde" küresel sıcaklıkları tehlikeli seviyelere çıkaracağını açıkça ifade ediyordu. Buna rağmen Johnson yönetimi ve sonraki başkanlıklar, petrokimya ve otomotiv lobilerinin baskısıyla harekete geçmekten kaçındı. Benzer şekilde, 1970'lerde İngiltere hükümeti için hazırlanan gizli bir belge, kömür kullanımının 2050'ye kadar dünyanın büyük kısmını yaşanmaz hale getirebileceğini söylüyor ancak belge "ekonomik sonuçları" gerekçe gösterilerek rafa kaldırılıyordu.

Sorumluluk Tartışmaları ve Güncel Etkileri

Araştırma, bu tarihsel bilginin bugünkü iklim müzakerelerinde "gecikmiş sorumluluk" kavramını yeniden alevlendirdi. Özellikle Paris İklim Anlaşması'nın 6. maddesi kapsamında gelişmekte olan ülkelerin talep ettiği iklim tazminatı (kayıp ve zarar fonu) görüşmelerinde, gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumluluğu daha ağır bir şekilde gündeme geliyor. Çevre örgütleri, ABD ve AB'nin 2024 COP29'da bu fonu etkisiz hale getirmeye çalıştığını belirtirken, araştırmacılar "emniyet supabı" olarak bilinen bu fonun yetersiz kalması halinde küresel iklim adaletinin tamamen çökeceğini savunuyor. Öte yandan Çin ve Hindistan, batılı ülkelerin tarihsel sorumluluğunun altını çizerek, emisyon azaltım hedeflerinde daha esnek bir tutum izliyor.

Bölgesel ve Küresel Boyut

İklim risklerinin sistematik olarak gizlenmesi, sadece çevresel değil aynı zamanda jeopolitik bir krizi de beraberinde getiriyor. Örneğin, Kuzey Buz Denizi'ndeki buzulların erimesi, Rusya için yeni ticaret yolları anlamına gelirken, aynı zamanda Sibirya'daki permafrostun çözülmesiyle metan gazı salınımını hızlandırarak durumu daha da kötüleştiriyor. ABD ve Çin arasındaki teknoloji rekabeti, yenilenebilir enerji yatırımlarını bir güç mücadelesine dönüştürürken, gelişmekte olan ülkeler iklim krizine uyum sağlamak için gerekli finansmanı bulamıyor. Dünya Bankası verilerine göre, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle 2050'ye kadar 200 milyondan fazla insanın yer değiştirmek zorunda kalabileceği tahmin ediliyor. Bu göç hareketleri, özellikle Akdeniz havzası ve Sahra Altı Afrika'da yeni güvenlik tehditleri oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise, 2023 yılında küresel enerji ile ilgili karbon emisyonlarının 37,4 milyar tona ulaşarak rekor kırdığını açıkladı.

Türkiye Açısından Değerlendirme

Türkiye, büyük emisyon ülkelerinin tarihsel sorumluluğunu sık sık gündeme getiren bir ülke olarak bu haberin merkezinde yer alıyor. Türkiye, 1990'dan bu yana emisyonlarını %100'den fazla artırmış olsa da, kişi başına emisyonlarda hâlâ OECD ortalamasının altında. Bu durum, Ankara'nın Paris Anlaşması'ndaki "ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar" ilkesine referansla, gelişmiş ülkelerden daha fazla finansman ve teknoloji transferi talep etmesine olanak tanıyor. Ancak Türkiye'nin kömürden elektrik üretimini azaltmama ısrarı ve yenilenebilir enerji yatırımlarındaki yavaşlık, uluslararası platformlarda eleştirilere yol açıyor. Eğer kayıp ve zarar fonları güçlendirilirse, Türkiye hem tarihsel sorumluluğu olan ülkelerden fon talep edebilecek hem de kendi emisyon azaltım hedeflerini daha güçlü bir şekilde ortaya koymak zorunda kalacak.

Etiketler:
iklim değişikliğiemisyonfosil yakıtCOPiklim adaletitarihsel sorumlulukTürkiye iklim politikası

İlgili Haberler

Komşularım ve ben susuz kaldık, neden tek rahatsız olan bendim
İklim

Komşularım ve ben susuz kaldık, neden tek rahatsız olan bendim

13 dk önce

Ontario'daki yangınlar Toronto'nun havasını dünyanın en kötüsü yaptı
İklim

Ontario'daki yangınlar Toronto'nun havasını dünyanın en kötüsü yaptı

32 dk önce

ABD'de Mevsimler Uzuyor: Bahçıvanlar İçin Ne Değişecek
İklim

ABD'de Mevsimler Uzuyor: Bahçıvanlar İçin Ne Değişecek

52 dk önce

İngiltere, Kongo'daki dünyanın ikinci büyük yağmur ormanından milyonlarca sterlinlik fonu çekti
İklim

İngiltere, Kongo'daki dünyanın ikinci büyük yağmur ormanından milyonlarca sterlinlik fonu çekti

1 sa önce