İsrailli ve Filistinli sivil toplum kuruluşları, Cuma günü Fransa’da bir araya gelen uluslararası topluma seslenerek iki devletli çözümden vazgeçilmemesi çağrısında bulundu. Gruplar, barış penceresinin hızla daraldığı uyarısında bulundu. Dünya güçlerinin, yerleşim genişlemesi ve artan şiddet olayları karşısında endişelerin arttığı bir dönemde toplanması dikkat çekti. Toplantı, Fransa’nın girişimiyle Paris’te düzenlenirken, katılımcılar arasında ABD, Rusya, AB temsilcileri ve birçok Avrupa ülkesinin diplomatları yer aldı.
Gelişmenin Arka Planı
Sivil toplum kuruluşları, yayımladıkları ortak bildiride, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının artık ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu vurguladı. İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerinin hız kesmeden devam ettiğine dikkat çeken gruplar, bu durumun iki devletli çözümün altını oyduğunu belirtti. Filistinli grup temsilcileri, İsrail hükümetinin izlediği politikanın bir devlet gerçekliğine yol açabileceği uyarısında bulundu. İsrailli barış aktivistleri ise, güvenlik kaygılarının ancak adil bir barış anlaşmasıyla giderilebileceğini ifade etti. Toplantıya katılan uluslararası temsilciler, iki devletli çözüme bağlılıklarını yinelerken, somut adımlar atılması konusunda ise net bir taahhüt vermekten kaçındı.
Fransa’nın ev sahipliğinde düzenlenen bu toplantı, son yıllarda Oslo Barış Süreci’nin çöküşü sonrası iki devletli çözümü canlandırmak için atılan en somut diplomatik adımlardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak katılımcılar, İsrail’deki sağ koalisyon hükümeti ve Filistin yönetimindeki siyasi bölünmelerin önünde ciddi engeller oluşturduğunu kabul ediyor. Toplantıda ayrıca Gazze Şeridi’ndeki insani durum ve Batı Şeria’da artan şiddet olayları da masaya yatırıldı. Sivil toplum kuruluşları, uluslararası topluma seslenerek, barış sürecini canlandırmak için somut teşvikler ve yaptırımlar içeren bir yol haritası oluşturulmasını talep etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İki devletli çözüm yalnızca İsrail-Filistin meselesi değil, tüm Orta Doğu’nun istikrarı için kritik bir unsur. Çözümün askıda kalması, bölgedeki radikal hareketleri besliyor, Lübnan’daki Hizbullah’tan İran’a kadar birçok aktörün elini güçlendiriyor. Ayrıca ABD’nin bölgede azalan etkisi, Çin’in artan diplomatik girişimleri ve Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle dikkati dağılması, soruna yeni boyutlar ekliyor. Avrupa Birliği, uzun süredir iki devletli çözümü resmi politika olarak benimsiyor ancak üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle etkili bir baskı mekanizması kuramıyor. Fransa’nın bu toplantıyla yeniden sürece sahip çıkmak istemesi, Almanya ve İngiltere’nin ise daha temkinli pozisyon alması dikkat çekiyor.
Öte yandan, Arap dünyasında İsrail’le normalleşme adımları (İbrahim Anlaşmaları) hız kazanırken, Filistin meselesinin arka plana itildiği eleştirileri artıyor. Suudi Arabistan’ın normalleşme için Filistin devletinin kurulması şartını öne sürmesi, iki devletli çözümü yeniden gündeme taşısa da, İsrail hükümeti bu talebe sıcak bakmıyor. Uzmanlar, bu toplantıda varılacak bir mutabakatın, ABD’nin 2024’teki başkanlık seçimleri öncesinde hayata geçirilmesinin zor olduğunu, ancak en azından barış sürecinin yeniden canlandırılması için bir zemin oluşturabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır iki devletli çözümü desteklemekle birlikte, özellikle son yıllarda Filistin davasına verdiği siyasi destek ve Kudüs konusundaki hassasiyetiyle öne çıkıyor. Bu gelişme, Türkiye’nin barış sürecinde aktif rol alma isteğini güçlendirebilir. Ankara’nın, İsrail’le son dönemde normalleşme adımları atmasına rağmen, Filistin topraklarındaki ihlallere karşı net bir tutum sergilemesi beklenir. Ayrıca Türkiye, Doğu Akdeniz’deki enerji işbirliği ve bölgesel nüfuz mücadelesi bağlamında barış sürecinin yeniden canlanmasını stratejik bir kazanım olarak görebilir. Sonuç olarak, İsrail-Filistin barışındaki her somut adım, Türkiye’nin bölgedeki diplomatik ağırlığını artırması için bir fırsat penceresi sunuyor.