Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın yönetiminde üst düzey bir yetkili, İran ile nükleer anlaşmanın tamamlanmak üzere olduğunu ve anlaşmanın kritik bir maddesi olarak Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasının beklendiğini açıkladı. Yetkili, anlaşmanın yüzde 75 oranında tamamlandığını ve önümüzdeki birkaç gün içinde resmi imza töreninin yapılabileceğini belirtti. İsminin açıklanmasını istemeyen kaynak, anlaşmanın nihai metninde İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesi ve uluslararası denetimlere izin verilmesinin yanı sıra, bölgesel güvenlik konularında da mutabakata varıldığını ifade etti.
Anlaşmanın arka planı
İran ile Batılı güçler arasında yıllardır süren nükleer müzakereler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) ile sonuçlanmıştı. Ancak 2018 yılında Trump'ın anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulamaya başlaması, süreci çıkmaza sokmuştu. Biden yönetiminin göreve gelmesiyle birlikte müzakereler yeniden başladı ve uzun süren diplomasi trafiği sonucunda tarafların bir noktada uzlaştığı görülüyor. Trump yönetimi yetkilisinin açıklaması, eski başkanın İran'a karşı "maksimum baskı" politikasının aksine, müzakerelerden sonuç alındığını gösteriyor.
Yetkili, anlaşmanın askeri ve ekonomik boyutlarının yanı sıra enerji arz güvenliği açısından da kritik olduğuna dikkat çekti. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının, küresel petrol piyasalarına büyük bir rahatlama getireceğini ve enerji fiyatlarını düşüreceğini söyledi. Boğaz, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yaparken, son yıllarda İran'ın askeri tatbikatları ve gerginlikler nedeniyle ticari gemilerin geçişi kısıtlanmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Anlaşmanın sağlanması durumunda, sadece İran'ın nükleer programı değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki jeopolitik dengeler de değişebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer silah edinmesinden endişe duyarken, anlaşma bu endişeleri kısmen giderebilir. Öte yandan İsrail, anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor ve daha sıkı şartlar talep ediyor. İran'ın bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisi de anlaşmanın ardından yeniden şekillenebilir.
Küresel ölçekte ise anlaşma, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarının kaldırılması anlamına gelebilir. Bu da İran'ın petrol ihracatını artırmasına ve dünya enerji piyasalarında arz fazlası yaratmasına yol açabilir. Avrupa Birliği ve Çin, anlaşmanın yeniden canlanmasını desteklerken, Rusya da sürecin bir parçası olarak müzakerelerde yer alıyor. Analistler, anlaşmanın imzalanması halinde küresel ticaretin önündeki önemli bir engelin kalkacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip olmasının yanı sıra enerji ihtiyacının önemli bir kısmını komşusundan karşılıyor. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, İran'ın doğalgaz ve petrol ihracatını artırmasına olanak tanıyarak Türkiye'nin enerji arz güvenliğini olumlu etkileyebilir. Ayrıca ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki nüfuz mücadelesinde yeni dengeler yaratabilir. Ancak anlaşmanın İran'a yönelik yaptırımların kaldırılmasını içermesi, Türk şirketlerinin İran pazarına yeniden girmesini kolaylaştırabilir. Bölgesel istikrar açısından anlaşmanın sağlanması Türkiye'nin lehine olsa da, İsrail'in olası tepkileri ve Körfez ülkeleriyle ilişkiler dikkatle izlenmelidir.