ABD'de göçmen hakları savunucuları, bir zamanlar göçmenleri ICE (Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza) baskınlarından korumak için eğitilmişti. Şimdi ise aynı ağ, Trump yönetiminin ara seçimleri bozabileceğine dair işaretler üzerine sandık güvenliğini sağlamak için harekete geçiyor. The Intercept'in haberine göre, ICE gözlemcisi olarak eğitilen aktivistler, seçimleri izlemek ve olası müdahalelere karşı koymak üzere yeni bir misyon üstlendi.
ICE Gözlemciliğinden Sandık Gözlemciliğine
Son yıllarda ABD'de göçmen karşıtı politikalar sertleşirken, sivil toplum kuruluşları göçmenleri ICE operasyonlarına karşı uyarmak ve yasal haklarını savunmak için gönüllü ağlar oluşturdu. Bu kişiler, ICE ajanlarının kimlik kontrolü, gözaltı ve sınır dışı etme girişimlerini izleyerek hukuka aykırı uygulamaları belgeliyordu. Ancak 2026 ara seçimleri yaklaşırken, Trump yönetiminin seçim sürecini sabote edebileceği yönündeki açıklamaları, bu ağın dikkatini sandıklara çevirdi.
The Intercept'e konuşan aktivistler, "En kötüye hazırlanıyoruz" diyerek, seçim günü sandık başlarında gözlemci olarak bulunacaklarını, seçmen baskısı, yanlış bilgilendirme ve oy verme engellerini raporlayacaklarını belirtti. Eğitim programları, yasal gözlemci hakları, oy verme prosedürleri ve müdahale durumunda izlenecek yollar gibi konuları kapsıyor.
Trump yönetimi, henüz somut bir plan açıklamadı; ancak başkanın seçim sonuçlarını reddetme sinyalleri, posta yoluyla oy verme ve erken oylamayı hedef alan söylemleri, bu hazırlıkların nedeni. 2020 seçimlerinden sonra yaşanan olaylar ve 6 Ocak Kongre baskını, sivil toplumun seçim güvenliği konusundaki endişelerini artırdı.
Seçim Güvenliği ve Sivil Toplumun Rolü
ABD'de seçimler eyaletler tarafından yönetilir; federal hükümetin doğrudan müdahalesi sınırlıdır. Ancak Adalet Bakanlığı'nın seçim güvenliği birimi, seçmen haklarına yönelik ihlalleri soruşturabilir. Trump yönetimi altında bu birimin nasıl konumlanacağı belirsiz. Sivil toplum kuruluşları, olası bir müdahaleyi önlemek için yasal gözlemci eğitimi, seçmen bilgilendirme ve avukat ağları oluşturuyor.
Öte yandan, ICE gözlemciliği deneyimi, bu kişilere gözaltı ve hukuki süreçler konusunda önemli bir tecrübe kazandırdı. Aynı yöntemleri seçim sürecine uyarlayarak, oy verme merkezlerinde ayrımcılık, baskı veya teknik aksaklıkları tespit edebilirler. The Intercept, bu ağların aynı zamanda sosyal medya dezenformasyonuyla mücadele ettiğini ve seçmenleri doğru bilgilendirmeye çalıştığını aktarıyor.
Ancak bu hazırlıklar, geniş bir gönüllü tabanına ve kaynağa ihtiyaç duyuyor. Göçmen hakları örgütleri, bir yandan göçmen topluluklarını korurken, diğer yandan seçim güvenliğine odaklanmanın zorluğunu yaşıyor. Yine de aktivistler, "Demokrasi savunması aynı zamanda göçmen savunmasıdır" diyerek, iki mücadelenin birbirinden ayrılamayacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de seçim güvenliğine yönelik sivil toplum hazırlıkları, Türkiye için dolaylı ama önemli bir gösterge teşkil ediyor. Türkiye-ABD ilişkileri, özellikle savunma ve ticaret alanında istikrarlı bir seyir izlerken, ABD iç siyasetindeki kutuplaşma ve seçim belirsizliği, iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini yavaşlatabilir. Ayrıca, göçmen hakları savunuculuğunun seçim güvenliğiyle birleşmesi, Türkiye'nin kendi göç politikaları ve yurt dışındaki Türk toplumu için de emsal oluşturabilir. Washington'daki olası bir kaos, NATO içindeki karar alma süreçlerini ve küresel istikrarı olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte diplomatik kanalları açık tutarak, olası bir yönetim değişikliğine hazırlıklı olmalı.