Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na son kez katılıyor. Macron, 2017'deki seçim zaferinden bu yana her yıl BM Genel Kurulu'nda Fransa'yı temsil etti. Bu yılki katılım, onun cumhurbaşkanı olarak son BM Genel Kurulu konuşması olacak. Macron, görev süresi boyunca genç ve dinamik bir lider imajından deneyimli bir devlet adamına dönüştü. Fransa'nın uluslararası alandaki etkisini artırmaya çalıştı ve özellikle Avrupa Birliği içinde lider bir rol üstlendi.
Macron'un BM Genel Kurulu serüveni
Emmanuel Macron, ilk kez 2017 yılında Fransa Cumhurbaşkanı olarak BM Genel Kurulu'na katıldı. O dönemde 39 yaşında olan Macron, Fransa'nın en genç cumhurbaşkanı olarak dikkat çekti. Konuşmalarında genellikle çok taraflılık, iklim değişikliği ve Avrupa'nın stratejik özerkliği gibi konulara vurgu yaptı. Macron, BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmalarda sık sık küresel sorunlara çözüm arayışlarını dile getirdi ve Fransa'nın uluslararası işbirliğine olan bağlılığını yineledi. Özellikle 2018 ve 2019 yıllarında yaptığı konuşmalarda, ABD Başkanı Donald Trump'ın tek taraflı politikalarına karşı çok taraflılığı savundu. Macron, aynı zamanda BM Barış Gücü operasyonlarına Fransa'nın katkılarını artıracağını taahhüt etti.
Macron'un cumhurbaşkanlığı döneminde Fransa, BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak önemli kararlarda etkili oldu. Özellikle Suriye, Libya ve Sahel bölgelerindeki krizlerde Fransa'nın rolü arttı. Macron, BM çatısı altında iklim değişikliğiyle mücadele konusunda da aktif bir rol oynadı ve Paris Anlaşması'nın uygulanması için çağrılarda bulundu. 2020'de COVID-19 pandemisi sırasında BM Genel Kurulu'na gönderdiği video mesajda, küresel dayanışmanın önemini vurguladı.
Fransa'nın küresel sahnedeki rolü ve Macron'un mirası
Macron, görev süresi boyunca Fransa'yı uluslararası alanda daha görünür kılmaya çalıştı. Avrupa Birliği'nin ortak savunma kapasitesinin güçlendirilmesi, NATO içinde Avrupa'nın ağırlığının artırılması ve Afrika ile ilişkilerin yeniden dengelenmesi öncelikleri arasındaydı. Ancak Macron'un bazı politikaları eleştirilere de yol açtı. Özellikle Afrika'daki eski sömürge ülkeleriyle ilişkilerde yaşanan gerilimler ve Fransa'nın Sahel'deki askeri varlığının sona ermesi, Paris'in bölgedeki etkisini azalttı. Yine de Macron, Avrupa'nın stratejik özerkliği konusunda önemli adımlar attı ve AB'nin ortak borçlanma mekanizması gibi yenilikçi politikalara öncülük etti.
BM Genel Kurulu'ndaki son konuşmasında Macron'un, küresel yönetişim, iklim krizi ve çok taraflılık gibi temalara odaklanması bekleniyor. Ayrıca Rusya-Ukrayna savaşı ve Gazze'deki insani kriz gibi güncel konulara da değinebilir. Macron, konuşmasında Fransa'nın BM'nin barış ve güvenlik mimarisindeki rolünü vurgulayabilir. Bu konuşma, onun cumhurbaşkanı olarak BM sahnesindeki vedası olacak ve ardından Fransa'nın yeni lideri 2027 seçimlerinde belirlenecek.
Macron'un BM Genel Kurulu'ndaki son katılımı, aynı zamanda Fransa'nın iç siyasetinde de bir dönüm noktasına işaret ediyor. Macron, 2022'de yeniden seçilmesine rağmen, özellikle emeklilik reformu ve göç politikaları nedeniyle ülke içinde büyük protestolarla karşılaştı. Uluslararası alandaki aktif duruşu, iç politikadaki zorlukları dengelemeye çalıştı. Ancak Fransa'nın BM'deki etkinliği, ABD-Çin rekabeti ve Rusya'nın yükselen meydan okumaları gibi küresel güç dinamikleri tarafından şekilleniyor. Macron'un ardından gelecek liderin bu mirası nasıl sürdüreceği belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Macron'un BM Genel Kurulu'ndaki son konuşması, Türkiye-Fransa ilişkileri açısından sembolik bir önem taşıyor. Macron döneminde Türkiye ile Fransa arasında zaman zaman gerilimler yaşandı; Doğu Akdeniz, Libya ve Karabağ gibi konularda farklı pozisyonlar alındı. Ancak Fransa, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde ve bölgesel krizlerde önemli bir aktör olmaya devam ediyor. Türkiye, Macron'un ardından gelecek yönetimle ilişkilerini yeniden dengeleyebilir. Ayrıca Fransa'nın BM Güvenlik Konseyi'ndeki daimi üyeliği, Türkiye'nin BM reformu ve daha adil bir küresel yönetişim talepleri açısından kritik. Macron'un veda konuşması, Paris'in çok taraflılık vizyonunu yansıtacak; Türkiye ise kendi diplomatik önceliklerini koruyacaktır.