Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) üye ülkeleri, cuma günü yapılan oylamayla Başsavcı Karim Khan'ı görevden aldı. Khan, geçtiğimiz ay kadın bir personeline cinsel saldırıda bulunduğu yönündeki tartışmalı iddialar nedeniyle geçici olarak görevden uzaklaştırılmıştı. 56 yaşındaki Khan'ın görevden alınması, uluslararası hukuk camiasında geniş yankı uyandırırken, kararın mahkemenin itibarı ve geleceği üzerinde önemli etkileri olması bekleniyor.
Gelişmenin Arka Planı
Karim Khan, 2021 yılında ICC Başsavcılığı görevine getirilmişti. Görev süresi boyunca, özellikle Ukrayna'daki savaş suçları ve Filistin'deki olası ihlallere ilişkin soruşturmalarla uluslararası gündemde öne çıkmıştı. Ancak Mart 2025'te, kendisine bağlı bir kadın çalışanın, Khan'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğu yönündeki şikayeti üzerine başlatılan soruşturma, mahkemenin iç işleyişinde sarsıntıya yol açtı. İddialar, mahkemenin iç denetim mekanizması ve bağımsız soruşturma birimi tarafından incelendi. Khan suçlamaları reddetse de, mahkemenin yönetim organı geçen ay onu geçici olarak görevden uzaklaştırmıştı.
Üye ülkelerin Cuma günü gerçekleştirdiği toplantıda yapılan oylamada, Khan'ın görevden alınması yönünde karar çıktı. Karar, iddiaların ciddiyeti ve mahkemenin itibarını zedelediği gerekçesine dayanıyor. Khan'ın avukatları kararın temyiz edilebileceğini açıklarken, görevden alma sürecinin hukuki prosedürlere uygunluğu tartışılıyor. Mahkeme, yeni bir başsavcı belirlenene kadar başsavcılık görevini vekaleten yürütecek bir isim atayacağını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ICC'nin uluslararası suçlarla mücadeledeki rolü ve güvenilirliği açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Khan, özellikle Orta Doğu'da yürüttüğü Filistin soruşturması nedeniyle İsrail ve ABD'nin tepkisini çekmiş, buna karşın Filistin yönetimi ve bazı insan hakları örgütlerinin desteğini almıştı. Khan'ın görevden alınması, bu soruşturmanın geleceği konusunda belirsizlik yaratıyor. Görevden almanın, ICC'nin siyasi baskılar altında kaldığı yönündeki eleştirileri güçlendirmesi ve uluslararası toplumda mahkemeye olan güveni sarsması bekleniyor.
Khan'ın, görevden alınmasında etkili olan iddiaların, mahkeme içindeki güç mücadelelerinin bir sonucu olarak ortaya atıldığını iddia eden bazı hukukçular, sürecin siyasi bir yönlendirme olduğunu savunuyor. Diğer yandan, kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar iddialarının ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurgulayan insan hakları örgütleri, kararın 'kadınları koruma' adına önemli bir adım olduğunu dile getiriyor. Bu olay, ICC'nin hem iç disiplin mekanizmalarını hem de liderlik seçim süreçlerini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ICC'deki bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, uluslararası ceza hukuku ve adalet mekanizmaları açısından belirleyici olabilir. Türkiye, ICC'ye üye olmamakla birlikte, özellikle Orta Doğu'daki çatışma bölgelerinde savaş suçları ve insan hakları ihlalleri konularında gelişmeleri yakından takip ediyor. Khan'ın görevden alınması, uluslararası yargı süreçlerinde siyasallaşma endişesini artırabilir ve Türkiye'nin 'uluslararası mahkemelerin bağımsızlığı' konusundaki tutumunu güçlendirebilir. Ayrıca, bu kararın, ICC'nin Filistin soruşturmasının geleceğini etkilemesi, Türkiye'nin Gazze'deki insan hakları ihlalleri konusundaki çabaları açısından önem taşıyor.