Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEK/IAEA) Başkanı Rafael Grossi, 8 Haziran 2025 tarihinde Viyana'da yaptığı açıklamada, İran'ı nükleer denetimlerin yeniden başlaması için kendisiyle 'yeniden etkileşime' girmeye çağırdı. Grossi'nin bu çağrısı, ABD'nin öncülüğünde Batılı ülkelerin, İran'ın bir yıl önce ABD ve İsrail tarafından bombalanan tesislerinde denetimlerin devam etmesini sağlayacak bir karar tasarısını Ajansın Yönetim Kurulu'na sunmaya hazırlandığı bir döneme denk geldi.
Gelişmenin arka planı
Geçtiğimiz yıl, ABD ve İsrail savaş uçakları, İran'ın nükleer programına yönelik olduğu iddia edilen askeri tesisleri bombalamıştı. Bu saldırılar sonrasında İran, uluslararası denetçilerin bu tesislere erişimini engellemiş ve AEK ile iş birliğini askıya almıştı. AEK Başkanı Grossi, İran'ın bu tutumunun, nükleer faaliyetlerin barışçıl olduğuna dair uluslararası güveni zedelediğini vurguluyor.
ABD ve müttefikleri, İran'ın denetimlere izin vermemesinin, nükleer silah geliştirme potansiyeline işaret ettiğini savunuyor. Bu nedenle AEK Yönetim Kurulu'na sunulacak karar tasarısında, İran'ın acilen iş birliğine dönmesi ve tesislere erişim sağlaması talep edilecek. Tasarının, ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından desteklendiği belirtiliyor.
İran ise AEK'nin tarafsızlığını yitirdiğini ve Batılı ülkelerin baskı aracı haline geldiğini iddia ediyor. Tahran yönetimi, denetimlerin ancak Batı'nın yaptırımları kaldırması ve nükleer anlaşmanın tam olarak uygulanması halinde mümkün olabileceğini savunuyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, 'AEK, siyasi amaçlar için kullanılmamalıdır' diyerek karar tasarısını eleştirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, İran'ın nükleer programı etrafındaki gerilimin yeniden tırmanmasına yol açabilir. 2015'te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) 2018'de ABD'nin geri çekilmesiyle çökmesinin ardından İran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 60'a çıkarmış ve uluslararası toplumun endişelerini artırmıştı.
Bölgesel olarak, İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkeler, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasına karşı çıkıyor. İsrail, defalarca İran'ın nükleer tesislerine yönelik askeri operasyon seçeneğini masada tuttuğunu açıklamıştı. Suudi Arabistan ise İran'ın nükleer programına karşılık olarak kendi sivil nükleer programını geliştirme çabalarını hızlandırmış durumda.
Küresel ölçekte, Rusya ve Çin, İran'a yönelik baskı kararlarına genellikle karşı çıkıyor. Bu iki ülke, AEK Yönetim Kurulu'nda kararın geçmesini engellemek için veto yetkilerini kullanabilecekleri sinyalini verdi. Bu durum, AEK içinde Batılı ülkeler ile Rusya-Çin bloğu arasındaki gerilimi artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'ın nükleer programı konusunda dengeli bir tutum izlemektedir. Ankara, İran'ın nükleer silah sahibi olmasına karşı çıkarken, Tahran'ın barışçıl nükleer enerji hakkını da tanımaktadır. Ancak İran'a yönelik yeni yaptırımlar veya askeri müdahale, bölgesel istikrarı bozabilir ve Türkiye'yi enerji arzı, sığınmacı akını ve güvenlik açısından olumsuz etkileyebilir. Türkiye, diplomatik çözümden yana olup, AEK çatısında taraflar arasında diyalog kurulmasını desteklemektedir.