Güney Kore'nin en büyük otomotiv üreticilerinden Hyundai Engineering & Construction'da (Hyundai E&C) iş güvenliği skandalı patlak verdi. Şirketin farklı kademelerinde iş güvenliğinden sorumlu altı üst düzey yöneticisi, iş sahasındaki ihlalleri görmezden gelmek karşılığında diğer güvenlik koordinatörlerinden rüşvet talep etmek ve kabul etmekle suçlanıyor. Gözaltına alınan yöneticiler, iş kazalarını önlemekle yükümlü oldukları halde, sistematik bir şekilde rüşvet çarkı kurmakla itham ediliyor. Soruşturma, Güney Kore'nin iş güvenliği kültüründe derin yaralar olduğunu bir kez daha ortaya koyarken, ülkenin en büyük şirketlerinden birinde yaşanan bu skandal, hem yerel hem de küresel kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Rüşvet çarkı nasıl işledi?
Güney Kore merkezli haber ajansı Yonhap'ın aktardığına göre, Seul Güney Bölge Savcılığı, Hyundai E&C'nin iş güvenliği departmanında çalışan altı yönetici hakkında gözaltı kararı çıkardı. Söz konusu yöneticilerin, 2020-2024 yılları arasında şirketin çeşitli şantiyelerinde görev yapan güvenlik koordinatörlerinden düzenli olarak para ve menfaat talep ettikleri belirlendi. Savcılık iddianamesinde, yöneticilerin 'iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı durumları rapor etmeme' karşılığında aylık 1.000 ila 5.000 dolar arasında değişen miktarlarda rüşvet aldıkları öne sürülüyor.
Hyundai E&C'de iş güvenliği denetimlerinin yetersizliği, geçtiğimiz yıllarda bir dizi ölümlü iş kazasının yaşanmasına neden olmuştu. Şirket, 2022'de bir işçinin yüksekten düşerek hayatını kaybettiği olayın ardından büyük tepki çekmiş ve 'güvenlik önlemlerini artırma' sözü vermişti. Ancak soruşturma, bu sözlerin pratikte karşılık bulmadığını, aksine rüşvet mekanizmasının kurumsallaştığını ortaya koydu. Gözaltına alınan yöneticilerden ikisinin, şirketin iş güvenliği politikalarının belirlenmesinde doğrudan söz sahibi olduğu öğrenildi.
Güney Kore'de iş güvenliği ihmali, 2022'de çıkarılan 'Ağır İş Kazaları Cezalandırma Yasası' kapsamında ağır yaptırımlara tabi. Yasa, ölümlü iş kazalarında işverenlere en az bir yıl hapis cezası öngörüyor. Ancak bu yasanın uygulanmasında büyük şirketlerin nüfuzu nedeniyle zorluklar yaşandığı biliniyor. Hyundai E&C davası, yasanın ciddiyetini test edecek önemli bir örnek olarak görülüyor.
Küresel otomotiv devinde güven krizi
Hyundai E&C, Güney Kore'nin en büyük inşaat firmalarından biri olmasının yanı sıra, Hyundai Motor Group'un da önemli bir iştiraki. Şirket, yurt içinde konut, altyapı ve enerji projelerinin yanı sıra yurt dışında da büyük ölçekli inşaat işleri yürütüyor. Son yıllarda Suudi Arabistan, Irak ve Singapur gibi ülkelerde dev projelere imza atan Hyundai E&C, bu skandalın ardından uluslararası itibarını zedeleyebilecek bir sürecin içine girdi.
Skandal, sadece Hyundai'yi değil, Güney Kore'nin genel iş güvenliği karnesini de tartışmaya açtı. Ülkede 2023 yılında inşaat sektöründe 400'den fazla işçi hayatını kaybetti. Bu rakam, OECD ülkeleri arasında en yüksek ölüm oranlarından biri. Uzmanlar, rüşvet skandalının 'buzdağının görünen kısmı' olduğunu, sektörde benzer uygulamaların yaygın olduğunu belirtiyor.
Hyundai E&C'den yapılan kısa açıklamada, şirketin soruşturmaya tam destek verdiği ve gerekli önlemleri alacağı belirtildi. Ancak şirket, yöneticilerin suçlu olduğuna dair bir kabul anlamına gelmeyen bu ifadeyle, kriz yönetiminde temkinli bir yol izliyor. Gözaltına alınan yöneticilerin bugün (23 Eylül) mahkemeye çıkarılması bekleniyor. Dava, Güney Kore'de iş güvenliği kültürünün dönüşümü açısından emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hyundai Motor, Türkiye'de 1997'den beri faaliyet gösteriyor ve İzmit'te büyük bir üretim tesisine sahip. Türkiye'deki operasyonları Hyundai Assan çatısı altında yürüten şirket, bu skandalın doğrudan Türkiye'deki tesislerini etkilemesi beklenmese de, küresel marka imajına gölge düşürmesi, Türkiye'deki satışları ve yatırım kararlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Türk iş güvenliği mevzuatı da benzer sıkıntılar yaşarken, bu dava Türk şirketleri için bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'de iş cinayetleri rakamları Güney Kore'nin çok üzerinde; bu nedenle Türk yetkililerin, Hyundai skandalından ders çıkararak denetimleri artırması gerekebilir.