Gazze'de İsrail güçleri tarafından gözaltına alınan Filistinli doktor Hussam Abu Safiya'nın ailesi, uluslararası insan hakları örgütlerinin kendilerine ihanet ettiğini ve oğullarının 'terk edilip ölüme terk edildiğini' söyledi. Aile, Abu Safiya'nın Aralık 2024'ten bu yana İsrail tarafından alıkonulduğunu ve kendisinden haber alınamadığını belirtti. Abu Safiya, Gazze'deki Kemal Advan Hastanesi'nin başhekimi olarak görev yapıyordu ve hastane İsrail saldırıları sırasında ciddi hasar görmüştü. Aile, uluslararası toplumun ve özellikle insan hakları örgütlerinin sessizliğini eleştirerek, 'Oğlumuzu korumak için hiçbir şey yapmadılar. Onu unuttular' dedi.
Gelişmenin arka planı
Hussam Abu Safiya, Gazze'deki sağlık sisteminin sembol isimlerinden biriydi. Kemal Advan Hastanesi, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları sırasında defalarca hedef alınmış ve hastane çalışanları ile hastalar büyük risk altında kalmıştı. Abu Safiya, hastaneyi terk etmeyi reddederek yaralılara hizmet vermeye devam etmişti. Ancak Aralık 2024'te İsrail güçleri tarafından gözaltına alındı ve o tarihten bu yana kendisinden haber alınamıyor. Aile, Abu Safiya'nın 'kayıp' statüsünde olduğunu ve İsrail'in kendisine işkence yapabileceğinden endişe ettiğini belirtiyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi gibi kuruluşlar, Abu Safiya'ya erişim sağlanamadığını ve durumunun takip edildiğini açıkladı. Ancak aile, bu çabaların yetersiz olduğunu düşünüyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Hussam Abu Safiya'nın durumu, Gazze'deki sağlık çalışanlarının karşı karşıya olduğu riskleri bir kez daha gündeme getiriyor. Filistin Sağlık Bakanlığı'na göre, 7 Ekim 2023'ten bu yana en az 100 sağlık çalışanı gözaltına alındı ve birçoğundan haber alınamıyor. Uluslararası toplum, İsrail'i sağlık tesislerini hedef almakla suçlarken, İsrail bu iddiaları reddediyor. Abu Safiya'nın ailesinin çağrısı, insan hakları örgütlerinin Filistinli mahkumların durumuna yeterince ilgi göstermediği yönündeki eleştirileri de beraberinde getiriyor. Özellikle, bazı büyük insan hakları örgütlerinin İsrail-Filistin çatışmasında dengeli bir tutum sergilemediği iddia ediliyor. Bu durum, uluslararası hukuk ve insan hakları normlarının uygulanması konusunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinir ve Gazze'deki insani kriz konusunda aktif bir rol oynamıştır. Hussam Abu Safiya'nın durumu, Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistinli sağlık çalışanlarının korunması için daha fazla girişimde bulunmasını gerektirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri bağlamında bu tür olaylar, Ankara'nın İsrail politikasını şekillendiren faktörlerden biri olabilir. Türkiye, insan hakları ihlallerine karşı duruşunu netleştirmeli ve benzer durumlarda uluslararası hukukun üstünlüğünü vurgulamalıdır. Bu olay, Türk dış politikasında Filistin meselesine verilen önemi bir kez daha hatırlatmaktadır.