Yemen'deki İran destekli Husiler, İsrail bayrağı taşıyan veya İsrail şirketlerine ait tüm gemilerin Kızıldeniz'den geçişini tamamen yasakladıklarını duyurdu. Husilerin Sözcüsü Yahya Seri tarafından yapılan yazılı açıklamada, yasağın derhal yürürlüğe girdiği ve ihlal eden gemilere müdahale edileceği belirtildi. Bu karar, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki askeri operasyonlarına misilleme olarak alındı. Husiler daha önce de İsrail hedeflerine yönelik insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenlemişti. Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Husilerin bu hamlesi, bölgedeki tansiyonun daha da yükselmesine yol açarken, uluslararası toplumdan tepki çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Husiler, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas savaşının ardından İsrail'e yönelik saldırılarını artırmıştı. Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı, İsrail'in güney limanı Eilat'a giden ticaret gemileri için kritik bir geçiş noktası. Husilerin kontrolündeki bölgelerden bu boğaza kadar uzanan sahil şeridi, gruba deniz trafiğini tehdit etme imkanı veriyor. Husiler, daha önce de İsrail'e ait olduğunu iddia ettikleri bir gemiyi helikopterle ele geçirmiş ve kaçırmıştı. Yeni yasak kararı, bu tür eylemlerin sistematik hale getirildiğini gösteriyor. Husilerin askeri kapasitesi, İran tarafından sağlanan deniz mayınları, gemisavar füzeler ve insansız hava araçlarıyla güçlenmiş durumda.
Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, Kızıldeniz'den günlük yaklaşık 6,2 milyon varil petrol geçiyor. Suudi Arabistan ve Mısır'ın da dahil olduğu bölge ülkeleri, bu geçiş yolunun güvenliğine büyük önem veriyor. Husilerin yasağı, özellikle İsrail ekonomisini hedef alırken, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden olabilir. İsrail, bu tehdide karşı savunma önlemlerini artırırken, ABD öncülüğündeki uluslararası deniz gücü de bölgede varlık gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Husilerin bu hamlesi, Yemen'deki iç savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, yıllardır Husilere karşı savaşırken, İran ise Husilere askeri ve mali destek sağlıyor. Bu yasak, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin ticaret yollarını da potansiyel olarak etkileyebilir. Ayrıca, Mısır'ın ekonomisi için hayati öneme sahip Süveyş Kanalı'na alternatif bir rota sunan Kızıldeniz'in güvenliği, küresel tedarik zincirleri için kritik. Husilerin yasağı, nakliye şirketlerini alternatif rotalara yönlendirerek maliyetleri artırabilir. Birleşmiş Milletler, bu tür eylemlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurgularken, ABD ve İngiltere, Husileri 'terör örgütü' listesine almayı değerlendiriyor. Rusya ve Çin ise bölgedeki tansiyonun tırmanmasından endişe duyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'deki bu gelişmeyi yakından takip ediyor. Türkiye'nin Kızıldeniz'de doğrudan bir ticari çıkarı bulunmasa da, bölgedeki istikrarsızlık küresel enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinden Türkiye ekonomisini etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, Husilerin bu hamlesi bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile olan ilişkileri de bu bağlamda önem kazanıyor. Türkiye, Yemen'deki iç savaşta tarafsız bir pozisyon izlemeye çalışırken, İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından rahatsızlık duyuyor. Bu nedenle, Türkiye'nin BM nezdinde diyalog çağrılarını sürdürmesi ve deniz güvenliği konusunda uluslararası işbirliğine destek vermesi bekleniyor.