ABD Başkanı Donald Trump, Ermenistan'da 20 Haziran'da yapılacak erken genel seçimler öncesinde Başbakan Nikol Paşinyan'a açık destek verdi. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, Trump'ın Paşinyan'ın reform çabalarını takdir ettiği ve iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın önemine vurgu yaptığı belirtildi. Bu destek, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in doğrudan etki alanı olarak görülen Güney Kafkasya'da ABD'nin nüfuzunu artırma çabası olarak değerlendiriliyor.
Paşinyan'ın Zorlu Sınavı
Nikol Paşinyan, 2018'deki kadife devrimin ardından iktidara gelmiş ve ülkeyi yolsuzluktan arındırma, ekonomiyi canlandırma ve Batı ile ilişkileri geliştirme sözü vermişti. Ancak 2020 sonbaharında Dağlık Karabağ'da Azerbaycan'a karşı yaşanan ağır askeri yenilgi, Paşinyan'ı iç siyasette zor durumda bıraktı. Savaşın ardından imzalanan ateşkes anlaşması, Paşinyan'ın istifasını isteyen kitlesel protestolara yol açtı. Muhalefet, Paşinyan'ı savaşta başarısız olmak ve Ermenistan'ın çıkarlarını koruyamamakla suçluyor.
Trump'ın desteği, Paşinyan için bir can simidi olabilir. Ancak bu destek, Rusya ile Ermenistan arasındaki geleneksel ittifakı zedeleyebilir. Ermenistan, Rusya liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nün (KGAÖ) üyesi olduğu gibi, ekonomik olarak da Moskova'ya büyük ölçüde bağımlı. Trump'ın adımı, Ermenistan'ı ABD ile Rusya arasında bir tercihe zorlayabilir ve bu da ülkenin iç siyasetinde derin kutuplaşmaya neden olabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Trump'ın Paşinyan'a desteği, sadece bir seçim hamlesi olmanın ötesinde, ABD'nin Güney Kafkasya'ya yönelik stratejik angajmanının bir parçası olarak görülmelidir. Bölge, enerji koridorları, güvenlik dinamikleri ve İran, Rusya ile Türkiye gibi güçlerin rekabeti nedeniyle Washington için giderek daha önemli hale geliyor. ABD, Ermenistan'da demokratik reformları teşvik ederek ve Rus nüfuzunu dengeleyerek Hazar enerji kaynaklarının Batı'ya taşınmasına yönelik projelere destek vermeyi hedefliyor.
Bu hamle, aynı zamanda ABD-Rusya ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabilir. Putin yönetimi, Ermenistan'ı kendi arka bahçesi olarak görmekte ve burada ABD varlığının artmasını kesinlikle hoş karşılamamaktadır. Trump'ın desteğinin, Rusya'nın bölgede daha agresif adımlar atmasına veya Ermenistan'a yönelik siyasi ve askeri baskıyı artırmasına yol açması muhtemeldir. Ayrıca, Türkiye'nin Ermenistan ile sınır kapılarının açılması ve normalleşme sürecine yönelik son dönemdeki olumlu sinyaller, ABD'nin bu hamlesiyle farklı bir boyut kazanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk dış politikası açısından iki ucu keskin bir bıçak niteliğindedir. Bir yandan, ABD'nin Ermenistan'a yönelik artan ilgisi, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde dengeleyici bir faktör olarak görülebilir. Ancak öte yandan, Paşinyan'ın Batı yanlısı bir çizgiye kayması, Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik Türkiye destekli girişimleri (örneğin, bölgesel iş birliği platformları) sekteye uğratabilir. Ayrıca, ABD-Rusya rekabetinin Kafkasya'da tırmanması, Türkiye'yi iki büyük güç arasında sıkıştırabilir ve Ankara'nın bağımsız manevra alanını daraltabilir. Türkiye, bu süreçte hem ABD hem de Rusya ile ilişkilerini dengede tutarak, Ermenistan'la normalleşme adımlarını sürdürmeye çalışacaktır.