Yemen'deki İran destekli Husiler, 11 Şubat 2025 tarihinde çok sayıda uluslararası nakliye şirketine e-posta göndererek Suudi Arabistan limanlarına uğramamaları konusunda uyarıda bulundu. Husiler, bu limanlara giden gemilerin saldırıya uğrayabileceğini belirterek bölgedeki deniz ticaretini tehdit etti. Olay, Kızıldeniz ve Babüssel Mendep boğazındaki gerginliği daha da artırdı. Husilerin bu hamlesi, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'deki iç savaşta Husilere karşı yürüttüğü operasyonların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Husiler, Suudi limanlarının askeri amaçlarla kullanıldığını iddia ederek bu uyarıyı yaptıklarını açıkladı.
Gelişmenin arka planı: Husilerin deniz stratejisi
Husiler, Yemen'deki iç savaşta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri liderliğindeki koalisyona karşı savaşıyor. 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçiren grup, o zamandan beri Suudi Arabistan'a yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor. Son yıllarda deniz ticaretini hedef alan Husiler, Kızıldeniz'deki gemilere roket ve insansız hava araçlarıyla saldırıyor. Bu saldırılar, küresel tedarik zincirinde aksamalara yol açarken nakliye sigorta primlerini de artırıyor. 2023 sonlarında başlayan ve Gazze'deki savaşla bağlantılı olarak yoğunlaşan Husilerin Kızıldeniz saldırıları, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. ABD ve İngiltere öncülüğünde Husilere yönelik hava saldırıları düzenlenirken Suudi Arabistan da kendi limanlarını korumak için önlemler alıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Kızıldeniz'de yeni bir kriz mi?
Husilerin bu tehdidi, Kızıldeniz ve Babüssel Mendep boğazından geçen küresel deniz ticaretini doğrudan etkileyebilir. Dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'si bu güzergahı kullanıyor. Suudi Arabistan'ın Cidde, Yanbu ve Dammam gibi büyük limanları, petrol ve doğal gaz ihracatında kritik öneme sahip. Husilerin bu limanları hedef alması, küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabilir. Ayrıca, Husilerin e-posta yoluyla yaptığı bu uyarı, siber saldırı veya psikolojik savaş taktiği olarak da yorumlanabilir. Uluslararası Deniz Ticareti Örgütü (IMO), bölgede seyreden gemilere yönelik güvenlik uyarılarını artırdı. Bazı nakliye şirketleri, Suudi limanlarına uğramaktan kaçınmak için rotalarını değiştirmeyi düşünüyor. Bu durum, nakliye maliyetlerini ve teslim sürelerini uzatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'deki gelişmeleri yakından takip ediyor çünkü bu bölge Türk ihracatı için hayati önem taşıyor. Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle ticareti büyük ölçüde Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden yapılıyor. Husilerin Suudi limanlarını tehdit etmesi, Türk nakliye şirketlerini de doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye Yemen'deki çatışmalarda Suudi Arabistan ve Katar ile ilişkilerini dengelemeye çalışıyor. Bu kriz, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik çabalarını ve ticari çıkarlarını etkileyebilir. Türkiye, Kızıldeniz güvenliğinin sağlanması için uluslararası iş birliğini savunuyor ve tüm tarafları itidal çağrısında bulunuyor.