Yemen'deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan'a karşı deniz ambargosu ilan ettiklerini açıkladı. Husilerin Sözcüsü Yahya Seri tarafından 1 Nisan 2025'te yapılan yazılı açıklamada, Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik saldırgan tutumuna misilleme olarak Kızıldeniz'deki Suudi limanlarına giden tüm gemilerin durdurulacağı belirtildi. Bu adım, Husilerin bölgesel güçlerine meydan okuma kapasitesini artırırken, küresel tedarik zincirleri için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Ambargo kapsamında, Suudi Arabistan bayrağı taşıyan ya da Suudi limanlarına yanaşacak olan gemilerin hedef alınacağı ifade edildi.
Gelişmenin Arka Planı
Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen'de kontrolü ele geçirmiş ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonla savaş halindedir. Husiler, Suudi Arabistan'ı Yemen halkına karşı savaş suçları işlemekle suçluyor. Son haftalarda Suudi Arabistan'ın Husilere ait bölgelere düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği bildirilmişti. Husiler, bu saldırılara karşılık olarak daha önce de Suudi Arabistan sınırına füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenlemişti. Ancak ilk kez bu ölçekte bir deniz ambargosu ilan ediyorlar. Ambargo, özellikle Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen ticareti tehdit ediyor; dünya petrol ticaretinin yaklaşık %10'u bu boğazdan gerçekleşiyor.
Husilerin elindeki deniz gücü sınırlı olsa da, İran tarafından sağlanan gemisavar füzeler ve mayınlar bölgedeki ticari gemiler için ciddi risk oluşturuyor. 2023'te Husiler, İsrail'e destek amacıyla Kızıldeniz'de ticari gemilere saldırılar düzenlemişti. Bu seferki ambargo doğrudan Suudi Arabistan'ı hedef alıyor ve iki ülke arasındaki çatışmayı yeni bir boyuta taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da zaten gergin olan durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Suudi Arabistan, Husilere karşı uluslararası toplumdan destek beklerken, İran'ın bu hamlenin arkasında olduğu düşünülüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Husileri kınayan bir bildiri yayımlamaya hazırlanıyor. ABD ise bölgedeki askeri varlığını artırmayı değerlendiriyor. Kızıldeniz'deki ticari gemilerin güvenliğinin sağlanması için uluslararası bir deniz gücü oluşturulması gündemde. Ambargo, küresel petrol fiyatlarında ani bir artışa neden olabilir. Brent petrolün varil fiyatı haberin ardından yüzde 3 yükseldi. Süveyş Kanalı'na alternatif rotalar arayan şirketler, daha uzun ve maliyetli yolları tercih etmek zorunda kalabilir. Bu durum, özellikle Avrupa ve Asya arasındaki ticaret akışını olumsuz etkileyecek.
Bölgesel aktörlerin tutumu da merak konusu: Mısır, Süveyş Kanalı gelirlerinin azalmasından endişe duyarken, Katar ve Umut gibi ülkeler arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Suudi Arabistan'ın askeri seçenekleri masada tuttuğu ancak diplomatik çözüme de açık olduğu belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir pozisyon izlemeye çalışsa da, Husilerin deniz ambargosu Türk ticaretini de etkileyebilir. Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı, Türkiye'nin Asya ve Körfez ülkeleriyle ticaretinde kritik bir rota; buradaki bir kesinti ihracat ve ithalat maliyetlerini artırabilir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı Körfez ülkelerinden petrol ve doğalgaz sevkiyatında aksamalar yaşayabilir. Ankara, bölgede gerilimin tırmanmasını istemiyor; bu nedenle hem Suudi Arabistan hem de İran ve Husilerle diyaloğu sürdürerek krizi yatıştırmaya çalışacaktır. Ancak Türkiye'nin İran'la yakınlaşan ilişkileri, Suudi Arabistan nezdinde güven sorunu yaratabilir. Sonuç olarak, bu kriz Türkiye'nin bölgesel diplomasi becerilerini test edecek ve ekonomik çıkarlarını korumak için ince bir denge kurmasını gerektirecektir.