Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bulunan Suudi devlet petrol şirketi Aramco'ya ait bir tesise füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediklerini duyurdu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı açıklamada saldırının balistik füzeler ve çok sayıda İHA ile gerçekleştirildiğini iddia etti. Suudi yetkililerden ise henüz saldırıya ilişkin resmi bir açıklama gelmedi; hasar veya can kaybına dair bilgi paylaşılmadı.
Arka planda yükselen gerilim
Bu saldırı iddiası, Suudi Arabistan ile Husiler arasında aylardır süren ve son haftalarda şiddetlenen çatışmaların bir parçası olarak görülüyor. Husiler, son dönemde Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırmış durumda. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise Yemen'deki Husi hedeflerine hava operasyonları düzenlemeye devam ediyor.
Riyad'daki Aramco tesisine yönelik saldırı, 2019'da Suudi Arabistan'ın Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan ve küresel petrol arzını geçici olarak yarıya indiren büyük çaplı saldırıyı hatırlatıyor. O dönemde de Husiler saldırıyı üstlenmiş, ancak ABD ve Suudi Arabistan İran'ı sorumlu tutmuştu. Bu kez de benzer şekilde İran'ın Husilere verdiği desteğin arkasında olduğu iddia ediliyor; Tahran ise suçlamaları reddediyor.
Yemen iç savaşı 2014'ten bu yana devam ediyor. Husiler, 2014'te başkent Sanaa'yı ele geçirdikten sonra Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon 2015'te müdahale etti. Çatışmalar on binlerce sivilin ölümüne ve dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. Birleşmiş Milletler'in arabuluculuğuyla zaman zaman ateşkes sağlansa da kalıcı bir çözüm bulunamadı.
Bölgesel ve küresel etkiler
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve Aramco da küresel enerji piyasalarının en önemli aktörlerinden. Riyad'daki bir tesise yapılan saldırı, petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açabilir. Nitekim saldırı haberinin ardından uluslararası piyasalarda Brent petrol fiyatında kısa süreli bir artış gözlendi. Ancak tesisin tam kapasiteyle çalışıp çalışmadığı veya saldırının üretimi ne ölçüde etkilediği henüz netleşmedi.
Olay, Orta Doğu'da tansiyonun daha da yükselmesine neden olabilir. ABD, Suudi Arabistan'ın güvenlik ortağı olarak bölgedeki askeri varlığını sürdürüyor. Washington yönetimi, Husilerin saldırılarını kınayarak İran'ı istikrarsızlık yaratmakla suçluyor. İran ise Husilere silah sağladığı iddialarını reddediyor ve Suudi Arabistan'ı Yemen'de savaşı körüklemekle eleştiriyor.
Uluslararası toplum, saldırıyı endişeyle karşıladı. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparak sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Enerji piyasaları, Orta Doğu'daki her türlü gerilimin petrol arzını tehdit edebileceği gerçeğiyle hareket ediyor. Suudi Arabistan'ın yanıtının ne olacağı ve çatışmaların daha geniş bir bölgesel savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği belirsizliğini koruyor.
Uzmanlar, Husilerin askeri kabiliyetlerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirtiyor. İHA ve balistik füzelerle Suudi topraklarının derinliklerine saldırı düzenleyebilmeleri, bölgesel güç dengesi açısından dikkat çekici. Bu durum, Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerinin etkinliğini de sorgulatıyor. Riyad, son yıllarda Patriot ve THAAD gibi sistemlere milyarlarca dolar harcadı; ancak saldırıların sıklığı ve isabet oranı, savunma stratejisinin gözden geçirilmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da Suudi Arabistan ve İran arasındaki denge politikası nedeniyle gelişmeleri yakından takip ediyor. Riyad'daki Aramco tesisine yönelik saldırı, körfezdeki istikrarsızlığı artırarak enerji fiyatlarını yukarı çekebilir; bu da enerji ithalatına bağımlı Türkiye ekonomisi için maliyet baskısı yaratır. Ayrıca çatışmanın Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'na sıçraması, Türkiye'nin Afrika ve Asya'ya uzanan ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın bölgede arabuluculuk girişimleri için de zemin daralabilir.