Yemen'deki Husi milisleri, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da devlet petrol şirketi Saudi Aramco'ya ait tesislere füze ve insansız hava aracı (İHA) ile saldırı düzenlediklerini duyurdu. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sari, yaptığı yazılı açıklamada saldırının "düşmanın ekonomik ve askeri altyapısını hedef aldığını" belirtti. Suudi Arabistan yönetiminden saldırıya ilişkin saat 20.00 GMT itibarıyla henüz bir açıklama gelmedi. Olay, bölgede artan gerilimin son halkası olarak değerlendiriliyor.
Saldırının Arka Planı ve Detaylar
Husi sözcüsü Yahya Sari, saldırıda kullanılan füzelerin ve İHA'ların "yeni tip" olduğunu ve hedeflerini başarıyla vurduğunu iddia etti. Sari, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik "saldırganlığına" bir yanıt olduğunu söyledi. Ancak Suudi yetkililerden henüz bir doğrulama gelmedi. Saudi Aramco, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden biri ve Suudi ekonomisinin bel kemiği konumunda. Şirketin Riyad'daki tesisleri daha önce de benzer saldırılara maruz kalmıştı; Eylül 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar küresel petrol fiyatlarında geçici bir sıçramaya neden olmuştu.
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'in başkenti Sanaa ve çevresini kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'ten beri Husilere karşı Yemen hükümetini destekliyor. Çatışmalar yıllardır sürerken, Husiler sık sık Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve kritik altyapı tesislerine saldırılar düzenliyor. Son dönemde Husiler, İsrail'e ve İsrail ile bağlantılı gemilere yönelik Kızıldeniz'deki saldırılarıyla da gündemde. Bu saldırılar, bölgesel istikrarı tehdit eden unsurlar arasında gösteriliyor.
Saldırının zamanlaması dikkat çekici. Suudi Arabistan, son aylarda İran ile ilişkilerini normalleştirme çabaları yürütüyordu. Çin'in arabuluculuğuyla Mart 2023'te varılan anlaşma ile Suudi Arabistan ve İran karşılıklı olarak büyükelçiliklerini yeniden açma kararı almıştı. Ancak Yemen'deki Husi saldırıları, bu normalleşme sürecini sekteye uğratabilir. Husiler, İran tarafından desteklenen bir grup olarak biliniyor; dolayısıyla saldırıların İran'ın onayıyla mı yoksa bağımsız olarak mı gerçekleştirildiği belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Riyad'a yönelik saldırı, sadece Suudi Arabistan'ı değil, küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve OPEC'in fiili lideri. Saudi Aramco tesislerine yapılacak başarılı bir saldırı, petrol arzında kesintiye yol açarak fiyatları yükseltebilir. Nitekim 2019'daki saldırı sonrası Brent petrol fiyatı bir günde yüzde 20'ye yakın artmıştı. Bu kez henüz piyasalarda bir hareketlilik gözlenmedi; ancak saldırının doğrulanması durumunda dalgalanma kaçınılmaz olabilir.
ABD, Suudi Arabistan'ın güvenlik garantörü konumunda. Beyaz Saray'dan henüz bir açıklama gelmedi. ABD, Husileri terör örgütü olarak tanımlıyor ve Suudi Arabistan'a silah satışı yapıyor. Biden yönetimi, Yemen savaşını sona erdirme çabalarını sürdürüyor ancak Husilerin saldırıları bu çabaları zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler de Yemen'deki insani krize dikkat çekiyor; ülke dünyanın en kötü insani krizlerinden birini yaşıyor.
Husilerin saldırı kabiliyeti, son yıllarda önemli ölçüde arttı. İran'dan sağlanan teknoloji ve eğitimle Husiler, balistik füzeler ve uzun menzilli İHA'lar geliştirdi. Bu silahlar, Suudi Arabistan'ın derinliklerindeki hedefleri vurabilecek kapasitede. Suudi hava savunma sistemleri ise bu saldırıları tam olarak engelleyemiyor. Bu durum, bölgedeki güç dengesini ve caydırıcılığı sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da Suudi Arabistan ve İran arasındaki dengeyi gözetiyor. Riyad'a yapılan saldırı, Körfez'de istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji ithalatını ve bölgesel ticaret yollarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Husilerin saldırıları Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğini tehdit ediyor; bu da Süveyş Kanalı üzerinden yapılan Türk ihracatı için risk oluşturuyor. Türkiye'nin Suudi Arabistan ile son dönemdeki normalleşme süreci, böyle bir saldırı sonrası Suudi tarafının daha sert güvenlik politikaları izlemesiyle sekteye uğrayabilir. Ankara'nın, bölgesel gerilimi düşürmek için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması bekleniyor.