İran destekli Şii silahlı gruplar Haşdi Şabi, ABD askerlerinin 30 Eylül'de Irak'tan çekilmesini 'tarihi bir zafer' olarak değerlendiriyor. Washington'ın İran'a karşı savaş yürüttüğü bir dönemde gerçekleşen bu çekilme, söz konusu milisler için sembolik bir kazanım olarak öne çıkıyor. Haşdi Şabi, 2014 yılında IŞİD'e karşı mücadele için kurulmuş, ancak zamanla İran'ın etki alanını genişlettiği bir yapıya dönüşmüş durumda.
Haşdi Şabi'nin Kuruluşu ve Dönüşümü
Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri), Irak'ın en büyük paramiliter örgütlenmesi olarak 2014 yılında IŞİD'in Musul'u ele geçirmesinin ardından dönemin Başbakanı Nuri el-Maliki'nin çağrısıyla kuruldu. İran Devrim Muhafızları'na bağlı Kudüs Gücü'nün doğrudan desteğiyle şekillenen yapı, kısa sürede on binlerce savaşçıyı bünyesine kattı. IŞİD'e karşı verilen mücadelede kritik rol oynayan Haşdi Şabi, 2016 yılında Irak parlamentosu tarafından resmi güvenlik gücü olarak tanındı ve maaşları devlet bütçesinden ödenmeye başlandı.
Ancak bu resmi statüye rağmen, Haşdi Şabi bünyesindeki grupların birçoğu İran'ın bölgesel politikalarına hizmet eden milisler olarak faaliyet gösteriyor. Kataib Hizbullah, Asaib Ehl el-Hak ve Bedir Tugayı gibi önde gelen bileşenler, yalnızca Irak'ta değil, Suriye ve Yemen gibi ülkelerde de İran'ın vekil gücü olarak savaştı. Bu gruplar, ABD güçlerine yönelik saldırılarıyla sık sık gündeme geldi ve Washington tarafından terör örgütü olarak sınıflandırıldı.
ABD ile İran arasındaki gerilim, Haşdi Şabi'nin konumunu daha da karmaşıklaştırdı. 2020'de ABD'nin Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'yi ve Haşdi Şabi'nin önde gelen isimlerinden Ebu Mehdi el-Mühendis'i Bağdat'ta düzenlediği suikast, İran yanlısı milislerin ABD'ye yönelik öfkesini artırdı. O tarihten bu yana, Irak'taki ABD üslerine ve diplomatik temsilciliklerine yönelik roket ve İHA saldırıları aralıklarla devam etti.
ABD Çekilmesi ve Bölgesel Dengeler
ABD'nin 30 Eylül'de Irak'tan çekilme kararı, aslında yıllardır süren bir sürecin son halkası. 2021'de Irak'taki muharip görevin sona erdiğini açıklayan Washington, kalan askerlerini danışmanlık ve eğitim misyonu adı altında tutuyordu. Ancak İran yanlısı milislerin artan saldırıları ve Irak hükümetinin baskısı, tam çekilme kararını hızlandırdı. Haşdi Şabi, bu çekilmenin kendi mücadelesinin bir sonucu olduğunu savunuyor.
ABD'nin çekilmesi, Irak'ta İran'ın etkisini daha da pekiştirebilir. Haşdi Şabi, hükümette ve parlamentoda önemli sandalyelere sahip. 2021 seçimlerinde Fetih Koalisyonu çatısı altında yarışan grup, oy kaybına rağmen siyasi nüfuzunu korudu. Şii Koordinasyon Çerçevesi içinde yer alan milisler, yeni hükümetin kurulmasında kilit rol oynadı. Bu durum, Irak'ın İran ile ABD arasında denge politikası izlemesini zorlaştırıyor.
Öte yandan, Haşdi Şabi'nin resmi güvenlik gücü statüsü, Irak ordusuyla iç içe geçmiş bir yapıyı ortaya çıkarıyor. Milisler, ordu içinde ayrı bir komuta zincirine sahip ve Başbakan'a bağlı görünseler de gerçekte İran'ın talimatlarına göre hareket edebiliyorlar. Bu ikili yapı, Irak'ın egemenliği ve güvenlik reformu açısından ciddi bir sorun teşkil ediyor. Uluslararası toplum, Haşdi Şabi'nin silahsızlandırılması veya orduya tam entegrasyonu konusunda baskı yapıyor, ancak İran'ın bölgesel gücü bu süreci engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Irak'taki İran yanlısı milislerin güçlenmesini yakından izliyor. Haşdi Şabi'nin Sincar'da yerleşmesi ve PKK ile olası işbirliği, Ankara'nın güvenlik endişelerini artırıyor. Irak merkezi hükümetinin zayıflaması ve İran'ın etkisinin artması, Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki askeri varlığını ve sınır güvenliği politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca, İran'ın Irak üzerinden Türkiye'ye yönelik baskı araçlarını çeşitlendirmesi, ikili ilişkilerde gerilim yaratabilir. Türkiye, Irak'ta dengeli bir siyasi çözüm ve Haşdi Şabi'nin kontrol altına alınması için diplomatik çaba sarf ediyor.