Yemen'deki Husi güçleri, Suudi Arabistan'ın doğusundaki Aramco petrol tesislerine ve başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenledikleri saldırıları üstlendi. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Saree, yaptığı açıklamada saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik operasyonlarına yanıt olarak gerçekleştirildiğini belirtti. Suudi yetkililerden saldırılara ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi; ancak görgü tanıkları Riyad'da patlama sesleri duyulduğunu ve havalimanı çevresinde güvenlik önlemlerinin artırıldığını bildirdi. Saldırılar, bölgede uzun süredir devam eden çatışmaların yeniden tırmanabileceği endişesini artırdı.
Saldırıların Arka Planı ve Husilerin Açıklamaları
Husi askeri sözcüsü Yahya Saree, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, saldırıların bir dizi insansız hava aracı ve balistik füzeyle gerçekleştirildiğini ifade etti. Saree, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik ablukası ve askeri operasyonlarına karşı bir yanıt olduğunu vurguladı. Açıklamaya göre, Aramco'nun doğu bölgesindeki tesisleri ve Riyad Havalimanı hedef alındı. Husiler, saldırıların başarılı olduğunu iddia etse de Suudi Arabistan kaynakları henüz bir hasar raporu yayınlamadı. Bağımsız kaynaklar, saldırıların doğruluğunu teyit edemedi. Ancak Riyad'daki havalimanı yakınlarında yaşayanlar, gece saatlerinde patlama sesleri duyduklarını ve hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini belirtti. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, Husilerin iddialarını henüz yalanlamadı veya doğrulamadı.
Bu saldırılar, Yemen'deki iç savaşın başlangıcından bu yana Suudi Arabistan'a yönelik en ciddi saldırılardan biri olarak değerlendiriliyor. Husiler, daha önce de Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına ve havalimanlarına benzer saldırılar düzenlemişti. 2019 yılında Aramco'nun Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, küresel petrol arzında geçici bir kesintiye neden olmuş ve fiyatları yükseltmişti. Bu son saldırılar, bölgede artan gerilimin bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Husiler, son aylarda Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri üslere ve ekonomik hedeflere yönelik saldırılarını yoğunlaştırmıştı. Suudi Arabistan ise Husilerin kontrolündeki bölgelere yönelik hava saldırılarını sürdürüyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımaları
Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan güvenlik denkleminde yeni bir tırmanma riski taşıyor. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın bölgesel etkisini yayma aracı olarak görüyor ve saldırıların arkasında İran'ın olduğunu sık sık dile getiriyor. İran ise Husilere verdiği desteği inkâr etmese de saldırılarla doğrudan bağlantısını reddediyor. Bu saldırılar, İran ile Suudi Arabistan arasında Çin'in arabuluculuğuyla varılan ve 2023'te imzalanan normalleşme anlaşmasını da zorlayabilir. Anlaşma, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesini öngörüyordu; ancak Husilerin saldırıları, bu süreci baltalayabilir.
Küresel petrol piyasaları açısından, Aramco tesislerine yönelik herhangi bir saldırı, arz endişelerini artırarak fiyatları yükseltebilir. Son saldırıların ardından Brent petrol fiyatlarında hafif bir artış gözlendi, ancak henüz büyük bir sıçrama yaşanmadı. Analistler, saldırıların doğrulanması ve hasarın boyutunun netleşmesi durumunda piyasaların daha sert tepki verebileceğini belirtiyor. Ayrıca, Kızıldeniz'deki Husi saldırıları nedeniyle küresel ticaret yolları da etkilenmiş durumda. Husiler, İsrail'e giden gemilere yönelik saldırılar düzenleyerek Kızıldeniz'deki nakliye trafiğini aksatmıştı. Bu son saldırılar, bölgedeki istikrarsızlığın daha da derinleşebileceğini gösteriyor.
Uluslararası toplum, saldırıları endişeyle karşıladı. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunarak çatışmaların sivil halk üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, saldırıları kınadığını belirterek Suudi Arabistan'ın güvenliğine desteğini yineledi. İngiltere ve Fransa da benzer açıklamalarla saldırıları kınadı. Ancak Husiler, uluslararası çağrıları dikkate almayarak saldırılarını sürdüreceklerini açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana bir tutum sergilemiş ve Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin azaltılması için çabalarını sürdürmüştür. Husilerin Aramco tesislerine ve Riyad Havalimanı'na yönelik saldırıları, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki riskleri büyütebilir. Suudi Arabistan, Türkiye'nin önemli bir ticari ortağıdır ve enerji ithalatında kritik bir role sahiptir. Saldırıların petrol fiyatlarını yükseltmesi, Türkiye'nin cari açığını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika ve Asya'ya uzanan deniz ticaret hatlarını tehdit edebilir. Türkiye, bölgede artan tansiyonun kontrol altına alınması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırabilir ve taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenebilir.