Yemen Enformasyon Bakanı, Husilerin başkent Sana'daki başkanlık sarayına düzenlediği balistik füze saldırısında en az iki kişinin hayatını kaybettiğini, Başbakan ve diğer bakanların saldırıdan yara almadan kurtulduğunu bildirdi. Bakan, füzenin isabet ettiği sırada hükümet yetkililerinin sarayda toplantı halinde olduğunu belirtti. Saldırı, Yemen'de yıllardır süren çatışmaların son halkası olarak görülüyor.
Olayın ayrıntıları ve arka plan
Yemen hükümeti yetkililerine göre, Husiler tarafından ateşlenen balistik füzeler, başkent Sana'nın güneyinde bulunan el-Maashiq Sarayı'nı hedef aldı. Saray, başkanlık konutu olarak kullanılıyor ve hükümet toplantılarına ev sahipliği yapıyor. Enformasyon Bakanı, saldırıda Başbakan ve kabinenin diğer üyelerinin bulunduğunu ancak herhangi bir yaralanma olmadığını söyledi. Saldırıda iki kişinin öldüğü, çok sayıda kişinin de yaralandığı ifade edildi. Bakan, saldırıyı kınayarak uluslararası toplumu Husilerin saldırılarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Olayın ardından bölgede güvenlik önlemleri artırıldı.
Husiler, 2014 yılından bu yana başkent Sana ve ülkenin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise 2015'ten beri hükümete destek veriyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'de dünyanın en büyük insani krizinin yaşandığını belirtiyor. Saldırı, taraflar arasındaki barış görüşmelerinin tıkandığı bir dönemde geldi. Husiler, son aylarda Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırmıştı. Bu saldırı, Husilerin Yemen hükümetine yönelik en ciddi eylemlerinden biri olarak kaydedildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Yemen'deki iç savaş, Suudi Arabistan ve İran arasındaki bölgesel rekabetin bir parçası haline gelmiş durumda. Husiler, İran tarafından desteklenirken, hükümet Suudi Arabistan ve BAE'nin desteğini alıyor. Saldırı, Körfez'deki gerilimi artırabilir ve barış çabalarını zora sokabilir. ABD ve Birleşik Krallık, Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarına karşı operasyonlar düzenliyor. Bu son saldırı, Husilerin askeri kapasitesini koruduğunu gösteriyor. Uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir ateşkes ve siyasi çözüm için çağrılarını sürdürüyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik, müzakereleri zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarsızlığın Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki ticaret yollarını tehdit etmesinden endişe duyuyor. Husilerin saldırıları, deniz ticaretinin güvenliğini riske atarak küresel enerji ve mal fiyatlarını etkileyebilir; bu da Türkiye ekonomisi için olumsuz bir faktör. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve İran ile dengeli ilişkiler yürüterek bölgesel gerilimin azaltılmasında rol oynayabilir. Yemen'deki insani kriz, Türkiye'nin insani yardım politikaları açısından da önem taşıyor. Ankara, ateşkesin sağlanması ve siyasi çözüm için diplomatik çabaları desteklemeye devam ediyor.