Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Uluslararası Havalimanı'na cumartesi günü düzenlenen saldırıda en az 12 kişi hayatını kaybetti, 300'den fazla kişi yaralandı. Yemen'deki İran destekli Husi hareketinin üstlendiği saldırı, krallıkta son on yılı aşkın süredir yaşanan en ölümcül saldırı olarak kayıtlara geçti. Reuters'ın aktardığına göre, saldırı akşam saatlerinde havalimanına isabet eden füze veya insansız hava aracıyla gerçekleşti; Suudi yetkililer saldırının ardından havalimanındaki uçuşları geçici olarak durdurdu. Olay, Yemen iç savaşında Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik son aylarda artırdığı saldırıların en kanlısı oldu.
Saldırının ayrıntıları ve ardından yaşananlar
Riyad Uluslararası Havalimanı'na yönelik saldırı, yerel saatle akşamüstü yoğun yolcu trafiğinin olduğu bir sırada meydana geldi. Görgü tanıkları, havalimanı terminal binasına yakın bir noktada büyük bir patlama sesi duyulduğunu ve ardından panik yaşandığını belirtti. Suudi sivil havacılık yetkilileri, saldırının hemen ardından tüm iniş ve kalkışların askıya alındığını, yolcuların güvenli bölgelere tahliye edildiğini açıkladı. Yaralılar arasında farklı ülke vatandaşlarının bulunduğu, bazı yaralıların durumunun ağır olduğu bildirildi.
Suudi Arabistan hükümeti saldırıyı kınarken, Husilerin sorumluluğunu doğruladı. Husi askeri sözcüsü, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen'deki operasyonlarına yanıt olarak düzenlendiğini öne sürdü. Reuters'ın haberine göre, saldırıda kullanılan silahın türü henüz netlik kazanmadı; ancak bölgedeki güvenlik kaynakları, bir seyir füzesi veya bomba yüklü insansız hava aracı ihtimali üzerinde duruyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, saldırının ardından Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik hava operasyonlarını yoğunlaştırdı.
Olay, Suudi Arabistan'da son on yılın en ölümcül saldırısı olarak kayıtlara geçti. Ülke, 2015'ten bu yana Yemen'deki Husi isyancılara karşı askeri operasyon yürütüyor; ancak bu süreçte Suudi topraklarına yönelik çok sayıda roket ve İHA saldırısı düzenlendi. Riyad yönetimi, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu savunuyor ve Tahran'ı bölgesel istikrarı bozmakla suçluyor. İran ise Husilere verdiği desteği reddediyor.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Riyad Havalimanı'na düzenlenen saldırı, Yemen krizinde tansiyonun daha da yükselebileceğine işaret ediyor. Suudi Arabistan'ın 2015'ten bu yana sürdürdüğü askeri müdahale, ülkeyi ekonomik ve güvenlik açısından zorlarken, Husilerin elindeki silahların menzilinin genişlemesi bölgesel güvenlik dengelerini sarsıyor. Uluslararası toplum, saldırıyı kınayan açıklamalar yaparken, Birleşmiş Milletler Yemen özel temsilcisi taraflara itidal çağrısında bulundu.
ABD yönetimi, saldırının ardından Suudi Arabistan'a verdiği güvenlik desteğini yineledi; ancak Kongre'de silah satışlarına ilişkin tartışmalar yeniden alevlenebilir. Avrupa Birliği ise sivil kayıplardan duyduğu endişeyi dile getirerek, çatışmanın siyasi çözümle sonlandırılması gerektiğini vurguladı. Bölgesel aktörlerden Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt, Suudi Arabistan'a dayanışma mesajı gönderdi.
Uzmanlar, saldırının Suudi Arabistan'ın Yemen politikasını yeniden gözden geçirmesine yol açabileceğini belirtiyor. Aynı zamanda Husi hareketinin, Suudi topraklarında yarattığı tehdit algısını artırarak müzakere masasında elini güçlendirmeyi hedeflediği değerlendiriliyor. Ancak saldırıların sivil kayıplara yol açması, Husilerin uluslararası meşruiyetini zayıflatabilir. Bölgede tırmanan şiddet, küresel petrol arzı ve deniz ticareti güvenliği açısından da risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimde denge politikası izliyor; Riyad'a yönelik saldırı, Ankara'nın bölgesel istikrar ve enerji güvenliği önceliklerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, Yemen'deki çatışmanın siyasi çözümünü savunurken, Husilerin Suudi topraklarına yönelik saldırıları Körfez'de tansiyonu artırarak Türk müteahhitlik ve ticaret faaliyetlerini riske atabilir. Ayrıca saldırı, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı ve bölgesel güvenlik iş birlikleri açısından yeni dengeleri gündeme getirebilir. Ankara'nın, hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkilerini koruyarak Yemen krizinde yapıcı rol üstlenmesi önem taşıyor.