Yemen'deki İran destekli Husiler, ülkenin güneyindeki hükümet güçleriyle yaşanan çatışmalarda iki üst düzey askeri yetkilinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Husilere ait Saba haber ajansının cumartesi günü yayımladığı habere göre, Tümgeneral Hasan Mutahhar ve Albay Muhammed el-Gati, başkent San'a'da düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi. Ölümlerinin, iki taraf arasında süregelen askeri gerilimin son halkası olduğu belirtiliyor.
Çatışmaların arka planı ve son gelişmeler
Yemen'de yıllardır süren iç savaşta, uluslararası alanda tanınan hükümet ile Husiler arasındaki çatışmalar zaman zaman şiddetlenerek devam ediyor. Son haftalarda özellikle Marib, Şabve ve Beyda gibi stratejik vilayetlerde çatışmaların yoğunlaştığı gözlemleniyor. Husilerin askeri kanadından yapılan açıklamada, iki yetkilinin hükümet güçlerine karşı verilen mücadelede şehit düştüğü ifade edildi. Bu gelişme, taraflar arasındaki ateşkes görüşmelerine rağmen sahadaki gerilimin sürdüğünü gösteriyor.
Yemen hükümet güçleri ise Husilerin saldırılarına karşı koyduklarını ve kayıplar verdirdiklerini öne sürüyor. Son aylarda hükümet güçleri, özellikle enerji kaynaklarının bulunduğu bölgelerde kontrolü sağlamak için çaba harcıyor. Husiler ise 2014'ten bu yana başkent San'a dahil birçok bölgeyi kontrol altında tutuyor. İki taraf arasında 2022'de sağlanan ateşkes büyük ölçüde çökmüş durumda; ancak Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde kalıcı bir ateşkes için diplomatik çabalar sürüyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Yemen'deki çatışmalar, bölgesel güçlerin doğrudan müdahalesiyle uluslararası bir boyut kazanmış durumda. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, hükümet güçlerini desteklerken, İran'ın da Husilere lojistik ve askeri malzeme sağladığı biliniyor. Bu nedenle Husi yetkililerinin ölümü, taraflar arasındaki vekalet savaşının yeni bir aşaması olarak değerlendiriliyor. Özellikle Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik Husi saldırıları, küresel deniz ticaretini tehdit eder boyuta ulaştı. Bu durum, uluslararası toplumun Yemen'e olan ilgisini artırıyor ve bölgedeki istikrar arayışına yeni bir boyut kazandırıyor.
BM Güvenlik Konseyi'nin Yemen'de kalıcı barışın sağlanmasına yönelik kararları bulunmasına rağmen, taraflar arasındaki güven eksikliği çözüm sürecini zorlaştırıyor. Husi yetkililerinin öldürülmesi, Husilerin müzakere masasına dönme isteğini azaltabilir ve çatışmaların daha da tırmanmasına yol açabilir. Ayrıca, bu tür olayların bölgesel güçlerin askeri varlığını artırmasına zemin hazırlayabileceği yorumları yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki siyasi çözüm sürecini desteklemekte ve taraflar arasında diyalog çağrısı yapmaktadır. Bu çatışmaların devam etmesi, Kızıldeniz'deki güvenliği tehdit ederek Türk ticaret gemilerini de etkileyebilir. Ayrıca, bölgede artan istikrarsızlık, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle olan ekonomik ilişkilerini ve enerji arz güvenliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler nezdindeki girişimleri ve insani yardım politikaları, Yemen'deki krizin hafifletilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Bu nedenle Ankara, sükunetin sağlanması ve siyasi sürecin ilerlemesi için diplomatik çabalarına devam etmektedir.