İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in Washington'un ablukası ve ekonomik tedbirlerinin İran ekonomisini çökerteceği yönündeki iddialarını sert bir dille reddetti. Kalibaf, ABD'nin sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda Bessent'in açıklamalarını 'yalan' olarak nitelendirirken, İran'ın ekonomik baskılara karşı dirençli olduğunu vurguladı. Bu açıklama, iki ülke arasındaki gerilimin devam ettiği bir dönemde geldi.
Tahran'dan Sert Yanıt
İran Meclis Başkanı Kalibaf, ABD Hazine Bakanı Bessent'in Geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalara atıfta bulunarak, 'Yalancı, yalancı, pantolonu yanıyor' ifadesini kullandı. Bu ifade, özellikle Amerikan siyasetinde yalan söyleyen kişilere yönelik kullanılan bir deyim olarak biliniyor. Kalibaf, paylaşımında İran milletinin geçmişte olduğu gibi bugün de tüm zorluklara göğüs gerebileceğini ve ABD'nin baskı politikalarının başarısız olacağını belirtti.
Kalibaf'ın bu açıklaması, İran ile ABD arasındaki ekonomik savaşın yeni bir cephesi olarak değerlendiriliyor. ABD, eski Başkan Donald Trump döneminde 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilerek 'azami baskı' politikasını başlatmış, bu kapsamda İran'a yönelik ağır ekonomik yaptırımlar uygulamıştı. Joe Biden yönetimi ise bu politikayı büyük ölçüde sürdürürken, son dönemde bazı yaptırımları hafifletme sinyalleri vermişti. Ancak İran ile Batı arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik çabalar henüz sonuç vermiş değil.
İran ekonomisi, yaptırımların yanı sıra düşük petrol fiyatları, yüksek enflasyon ve para birimi riyalin değer kaybı gibi sorunlarla boğuşuyor. Buna rağmen Tahran yönetimi, ekonomik direnci artırmak için çeşitli önlemler alıyor. Yaptırımlara rağmen İran, Çin, Rusya gibi ülkelerle ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor ve yerli üretimi teşvik ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ile İran arasındaki bu gerilim, yalnızca iki ülkeyi ilgilendirmiyor; bölgesel ve küresel dengeleri etkiliyor. İran, Orta Doğu'da önemli bir güç olarak kabul ediliyor ve başta Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen olmak üzere bölgedeki birçok çatışmada etkin bir rol oynuyor. ABD'nin İran'a yönelik baskıları, bu ülkelerdeki istikrarı da etkileyebilir. Ayrıca İran, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği açısından kritik bir konuma sahip; bu boğaz, dünya petrol arzının önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir su yolu. İran'ın bu bölgeyi kapatabileceği yönündeki tehditler, küresel enerji piyasalarını olumsuz etkileyebilir.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik ekonomik baskılarının, Tahran'ı müzakere masasına getirmek yerine daha fazla radikalleşmeye itebileceği konusunda uyarıyor. İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, nükleer anlaşmanın geleceğini belirsizliğe sürüklüyor. Taraflar arasındaki güvensizlik, diplomatik çözüm çabalarını zorlaştırıyor.
Bu gelişme, ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması ihtimalini artırıyor. Özellikle son dönemde İran'ın petrol ihracatına yönelik ABD yaptırımlarının sıkılaştırılması, iki ülke arasında yeni bir krize yol açabilir. Ayrıca İran'ın, ABD'nin bölgedeki müttefiklerine yönelik tehditleri, güvenlik endişelerini artırıyor. İsrail, bu konuda en hassas ülkelerden biri; İran'ın nükleer programına yönelik olası bir askeri operasyon ihtimali, bölgesel bir savaşı tetikleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu bir ülke olarak bu gelişmeleri yakından izliyor. ABD'nin İran'a uyguladığı yaptırımlar, Türkiye'nin enerji ticaretini ve komşusuyla olan ekonomik ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye, İran'dan doğalgaz ithal ediyor ve bu enerji bağımlılığı, iki ülke arasındaki ilişkilerde önemli bir faktör. Ayrıca, İran'daki olası bir istikrarsızlık, göç akımları ve güvenlik sorunları yaratabilir; Türkiye bu nedenle İran'da istikrarın korunmasından yana. Türk diplomatlar, bu tür gerilimlerin diyalogla çözülmesi gerektiğini vurguluyor. Bununla birlikte, Türkiye'nin NATO üyeliği ve ABD ile olan ittifakı, İran yaptırımlarına uyum konusunda Ankara'yı zaman zaman zor durumda bırakabiliyor; Türkiye, tek taraflı yaptırımlara katılmayarak kendi ulusal çıkarlarını ön planda tutan bir denge politikası izliyor.