İran, stratejik Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü, uzun süredir tartışmalı olan nükleer programından daha öncelikli bir mesele haline getirdi. Tahran yönetimi, bu hayati geçidi ABD ve müttefiklerine karşı 'altın silah' olarak nitelendiriyor. Reuters'ın analizine göre, İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Devrim Muhafızları, Körfez'deki bu dar su yolunun kontrolünü, ülkenin ulusal güvenliği ve ekonomik hayatta kalması için vazgeçilmez görüyor. Uzmanlar, İran'ın Hürmüz'e yönelik bu yaklaşımının, Washington ile yeni bir gerilim dalgasına yol açabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği, küresel enerji güvenliği için kilit bir noktadır. İran, coğrafi konumu sayesinde bu boğazı kontrol edebilen tek ülke konumunda. Tahran, geçmişte bu avantajını ABD'ye ve Suudi Arabistan gibi bölgesel rakiplerine karşı bir koz olarak kullandı. 2019'da İran, uluslararası sularda seyreden petrol tankerlerine el koymuş ve ABD'nin İran petrol ihracatını sıfırlama çabalarına karşılık vermişti.
Analistler, İran'ın Hürmüz'e verdiği önceliğin arkasında, nükleer programa kıyasla daha somut ve hızlı sonuçlar alabilme potansiyeli olduğunu söylüyor. Nükleer müzakereler yıllardır sonuçsuz kalırken, boğaz üzerindeki kontrol anlık bir baskı aracı sunuyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı uluslararası yaptırımlara maruz kalırken, Hürmüz'deki eylemleri daha sınırlı ve hedefe yönelik misillemeler olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran'ın Hürmüz stratejisi, yalnızca ABD'yi değil, aynı zamanda Körfez monarşilerini, Irak'ı ve küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. Boğazın olası bir kapatılması ya da askeri bir çatışma, petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya neden olabilir. Bu durum, Çin ve Hindistan gibi büyük petrol ithalatçıları için ciddi risk oluşturuyor.
Öte yandan, İran'ın bu tutumu, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasına ve Körfez ülkeleriyle güvenlik işbirliğini derinleştirmesine yol açıyor. Washington, İran'ın boğazı bloke etme girişimlerine karşı 'Hürmüz Güvenlik Girişimi' gibi çokuluslu deniz tatbikatları düzenliyor. Bölgede tansiyon yüksek seyrederken, her iki taraf da doğrudan bir çatışmadan kaçınmaya çalışıyor ancak hata payı giderek azalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki olası bir gerilim, Türkiye'nin enerji güvenliğini doğrudan tehdit edebilir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Boğazın kapanması ya da geçişlerin aksaması, Türkiye'de enerji fiyatlarını yukarı çekerek ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'la gelişmiş enerji ve ticaret ilişkileri nedeniyle Ankara, Tahran'ı yalnızlaştırmaya yönelik adımlarda dikkatli bir denge politikası izliyor. Türkiye, hem ABD ve NATO ile ittifakını korumak hem de İran'la kazançlı çıkarlarını sürdürmek arasında hassas bir denge kurmak zorunda. Bölgede yeni bir kriz, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini tehdit ederken, aynı zamanda Ankara'nın arabuluculuk rolünü de zora sokabilir.