Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, Basra Körfezi'nde yaşanan ABD-İran gerginliğinde, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan yaklaşık 6 bin denizcinin güvenliği için çağrıda bulundu. Dominguez, 5 Şubat 2025 Çarşamba günü yaptığı açıklamada, son haftalarda yaşanan saldırıların denizciler üzerinde yarattığı korku ve belirsizliğin dayanılmaz boyutlara ulaştığını belirterek, bu gemilerin boğazdan geçirilmesinin insani bir felakete yol açabileceği uyarısında bulundu.
Denizciler Neden Mahsur Kaldı?
ABD ve İran arasında son dönemde tırmanan askeri gerilim, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari gemileri doğrudan etkiledi. İran Devrim Muhafızları'nın birkaç tankere el koyması ve ABD'nin bölgedeki varlığını artırması üzerine birçok gemi sahibi şirket, mürettebatını riske atmamak için seferleri durdurdu. Ancak halihazırda bölgede bulunan 6 bin denizci, gemileriyle birlikte mahsur kaldı. IMO Başkanı, bu kişilerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasının zorlaştığına ve psikolojik baskı altında olduklarına dikkat çekti.
Dominguez, "Bu insanlar aylardır denizde, ailelerinden uzakta, savaş bölgesinde mahsur kaldı. Onları bir kez daha Hürmüz Boğazı'ndan geçirerek hedef haline getirmek kabul edilemez" dedi. IMO, gemilerin alternatif rotalar kullanmasını veya limanlarda güvenli bir şekilde bekletilmesini öneriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Ortadoğu'daki herhangi bir çatışma, küresel enerji fiyatlarını ve tedarik zincirlerini anında etkiliyor. Son saldırılar, deniz sigorta primlerini fırlattı ve birçok enerji şirketi bölgeden çekilme sinyali verdi. Analistler, IMO'nun çağrısının sembolik olduğunu ancak uluslararası toplumun somut adım atmaması halinde insani krizin derinleşeceğini belirtiyor.
Bu bağlamda, IMO'nun uyarısı sadece bir güvenlik notu değil, aynı zamanda uluslararası deniz hukuku açısından da önem taşıyor. Denizcilerin hakları, savaş zamanında bile korunmalı; gemilerin askeri hedef haline getirilmesi uluslararası hukukun ihlali anlamına geliyor. BM Güvenlik Konseyi'nin konuyla ilgili henüz bir karar almaması, tansiyonun düşürülmesi çabalarını zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir durum. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden sağlıyor. Boğazdaki gerginlik, enerji fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin cari açığını artırabilir. Ayrıca, Türk bandıralı gemilerin bölgede seyir güvenliği risk altında. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD'nin müttefiki, ancak İran ile de diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Bu krizde Ankara'nın hem denizcilerin güvenliği hem de enerji arz güvenliği için arabuluculuk yapması beklenebilir.