ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile yürüttüğü mücadele, son beş ayda yaşanan bir dizi ters köşe ve asılsız övünmeyle birlikte, başlangıçtaki konumundan daha zayıf bir noktaya evrildi. Hürmüz Boğazı'nda tırmanan gerilim, iki tarafı da 2026 Haziran'ında varılan ateşkes anlaşmasından giderek uzaklaştırırken, yaşanan kaos ve kafa karışıklığı ABD'nin bölgedeki stratejik hedeflerine ulaşmasını zorlaştırıyor.
Gerilimin Arka Planı
Trump yönetiminin İran'a yönelik azami baskı politikası, Hürmüz Boğazı'nda bir dizi krize yol açtı. Mayıs 2025'te ABD Donanması'na ait bir savaş gemisinin İran devrim muhafızlarına ait sürat tekneleriyle karşı karşıya gelmesiyle başlayan süreç, ardı ardına gelen yanlış adımlarla derinleşti. Trump'ın "İran'ı diz çöktüreceğiz" söylemi, sahada karşılık bulamazken, ABD'nin müttefikleri de bu politikanın sürdürülebilir olmadığını dile getirmeye başladı.
Geçtiğimiz aylarda ABD Dışişleri Bakanlığı'nın İran masasından yapılan açıklamalarda sık sık "müzakereye hazırız" mesajı verilmesi, ancak aynı anda Körfez ülkelerine ek askeri sevkiyat yapılması, Washington'un ne istediği konusunda kafa karışıklığı yarattı. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin aracılık çabaları, ABD'nin tutarsız tavrı nedeniyle sonuçsuz kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak krizin merkezinde yer alıyor. Yaşanan her gerginlik, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olurken, enerji piyasalarındaki belirsizlik ABD ve Avrupa ekonomilerini olumsuz etkiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), son raporunda bölgedeki istikrarsızlığın devam etmesi halinde 2027 yılında petrol fiyatlarının varil başına 120 doları aşabileceği uyarısında bulundu.
Çin ve Hindistan gibi büyük enerji ithalatçıları, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik sorunlarına karşı alternatif rotalar ve tedarikçiler arayışını hızlandırdı. Rusya ise yaşanan kaostan faydalanarak İran'a askeri ve istihbarat desteğini artırdı. Bu durum, ABD'nin bölgedeki nüfuzunu zayıflatırken, Moskova'nın Ortadoğu'daki etkinliğini pekiştirmesine yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin doğrudan taraflarından biri olmasa da, bu krizin etkilerini enerji fiyatları ve bölgesel güvenlik üzerinden derinden hissediyor. Türkiye'nin petrol ve doğalgaz ithalatında İran ve Körfez ülkeleri önemli bir yer tutuyor. Boğazda yaşanacak olası bir tırmanma, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırarak cari açık üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, İran'la komşu olan Türkiye, Tahran-Washington arasındaki gerginliğin Irak ve Suriye'ye sıçramasından endişe ediyor. Ankara, hem İran'la enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürmek hem de ABD ile ittifak bağlarını korumak arasında hassas bir denge politikası yürütmek zorunda kaldı. Bu nedenle Hürmüz'deki kaos, Türkiye'nin bölgesel istikrar arayışını daha da karmaşık hale getiriyor.