Basra Körfezi ve Kızıldeniz'deki deniz ticaret yollarına yönelik artan saldırılar, küresel petrol piyasalarına çifte darbe vurdu. Son haftalarda İran destekli Husilerin Yemen açıklarında ticari gemilere yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı'nda artan gerilim, ham petrol varil fiyatlarını son ayların en yüksek seviyelerine taşıdı. Brent petrolün varil fiyatı 90 doların üzerine çıkarken, analistler jeopolitik risk priminin daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran'ın son dönemde askeri tatbikatları ve ticari gemilere yönelik müdahaleleriyle yeniden odağa geldi. İran Devrim Muhafızları, boğazda seyreden birkaç petrol tankerini durdurarak arama yaparken, bu durum uluslararası deniz ticaretinde ciddi gecikmelere yol açtı. Öte yandan Kızıldeniz'de Husilerin İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri gemilere yönelik füze ve drone saldırıları, Süveyş Kanalı'ndan geçen yaklaşık yüzde 10'luk küresel petrol ticaretini tehdit ediyor. ABD ve müttefiklerinin bölgede deniz güvenliği operasyonu başlatmasına rağmen saldırıların sürmesi, nakliye şirketlerini rotalarını değiştirmeye zorluyor. Bu da teslimat sürelerini uzatıyor ve sigorta primlerini artırarak petrol maliyetlerini yukarı çekiyor.
Uzmanlara göre, piyasalardaki asıl endişe krizin yayılması. Suudi Arabistan ve Irak gibi büyük üreticilerin ihracatlarının kesintiye uğraması halinde, küresel arz açığı günlük 3-5 milyon varile ulaşabilir. OPEC+'ın mevcut üretim kesintilerini sürdürmesi ise arz sıkışıklığını derinleştiriyor. Ayrıca, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırma olasılığı ve Çin'in artan talebi, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz'deki krizler, enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Hürmüz, Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin petrol ihracatının ana arteri. Bu boğazın kapatılması halinde küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si durma noktasına gelir. Kızıldeniz'de ise Husilerin saldırıları, Akdeniz ve Asya arasındaki en kısa ticaret yolu olan Süveyş Kanalı'nı riskli hale getiriyor. Alternatif rota olan Ümit Burnu, nakliye süresini 10-15 gün uzatarak maliyetleri artırıyor.
Bu gelişmeler, küresel enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için de zorluk oluşturuyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, üretim maliyetlerini ve ulaştırma giderlerini artırarak enflasyonu körüklüyor. ABD, Avrupa ve Japonya gibi büyük ithalatçılar enerji faturalarının artmasından endişe ediyor. Öte yandan, İran ve Rusya gibi üreticiler yüksek fiyatlardan faydalanırken, bu durum jeopolitik dengelerde değişime yol açabilir. Çin ve Hindistan gibi Asyalı alıcılar, alternatif tedarik kaynakları aramaya başladı. Uzmanlar, krizin devam etmesi halinde petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkabileceği konusunda uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithal eden bir ülke olarak, küresel fiyat artışlarından doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, Türkiye'nin cari açığını yıllık yaklaşık 4-5 milyar dolar büyütebilir. Ayrıca Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki kriz, Türkiye'nin enerji tedarik rotalarını da tehdit ediyor. Türkiye, Azerbaycan ve Rusya'dan boru hatlarıyla petrol alırken, Irak ve Suudi Arabistan'dan deniz yoluyla yapılan ithalat aksamalara açık. Bu durum, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini sağlamak için Ceyhan-Bakü ve Kerkük-Yumurtalık gibi boru hatlarının önemini artırıyor. Daha geniş perspektifte, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefi, bölgedeki istikrarsızlıklar nedeniyle zorlaşabilir. Yüksek petrol fiyatları, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesini de olumsuz etkileyerek ekonomik dengeleri bozabilir.