İran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapatması nedeniyle bölgede mahsur kalan ticari gemi mürettebatı, insansız hava araçlarının (İHA) sürekli tehdidi altında yaşam mücadelesi veriyor. Erzakları tükenmeye başlayan denizciler, tahliye veya ikmal için herhangi bir somut adım atılmaması nedeniyle giderek zorlaşan koşullarla karşı karşıya. İsviçre'de bugün başlayan ABD-İran müzakereleri ise henüz bir çözüm üretmiş değil. Tahran yönetimi, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürerek ateşkes anlaşmasını ihlal ettiğini öne sürüyor ve boğazın açılmasını bu ihlallerin durdurulmasına bağlıyor.
Gelişmenin arka planı
Dünya petrol akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, küresel enerji piyasalarında şok etkisi yaratırken, bölgedeki gemiler için de dramatik bir tablo ortaya çıkardı. Uluslararası Denizcilik Örgütü'ne (IMO) göre, boğazda en az 30 ticari gemi mahsur durumda. Mürettebat, İran Devrim Muhafızları'na ait sürat tekneleri ve İHA'ların sürekli gözetimi altında olduklarını, bazı gemilere el konulduğunu bildiriyor. Denizciler, temel gıda ve su stoklarının kritik seviyeye indiğini, sağlık sorunlarının arttığını ancak tahliye taleplerine yanıt alamadıklarını aktarıyor.
İran'ın bu hamlesi, İsrail'in Lübnan'daki Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını gerekçe göstererek ateşkes ihlali iddiasına dayanıyor. Tahran, uluslararası toplumu İsrail'e baskı yapmaya çağırırken, ABD ise müzakerelerde boğazın açılması karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini masaya getirdi. Ancak İran Dışişleri Bakanı, "Boğaz, saldırganlık sona ermeden açılmayacak" diyerek taviz vermeyeceğini belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, sadece denizcileri değil, küresel ekonomiyi de derinden etkiliyor. Petrol fiyatları varil başına 95 doları aşarken, Asya ve Avrupa'ya yapılan enerji sevkiyatı yüzde 40 oranında düştü. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, alternatif güzergahlar üzerinden ihracatı artırmaya çalışsa da, boğazdaki kriz tedarik zincirlerinde ciddi aksamalara yol açıyor. Öte yandan, ABD ve İran arasındaki İsviçre görüşmeleri, dolaylı da olsa taraflar arasındaki diyaloğu canlı tutuyor. Ancak analistler, İsrail'in Lübnan politikasının İran'ın elini güçlendirdiğini ve boğaz krizinin kısa vadede çözülmesinin zor olduğunu vurguluyor.
Bölgede mahsur kalan denizcilerin durumu, uluslararası insan hakları örgütlerinin de gündeminde. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), denizcilerin temel ihtiyaçlarının karşılanması için acil bir koridor oluşturulmasını talep ediyor. Ancak İran, bölgeyi kendi egemenlik sahası olarak gördüğü için dış müdahaleye kapalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı krizi, Türkiye'nin enerji arz güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden ve İran'dan karşılıyor. Boğazın kapanması, enerji fiyatlarındaki artışı tetikleyerek Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türk bandıralı gemilerin de bölgede bulunması olasılığı, denizcilerin güvenliği açısından Ankara'nın diplomatik girişimlerini zorunlu kılıyor. Türkiye, hem enerji tedariğini çeşitlendirme hem de bölgesel istikrarı koruma adına arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ancak mevcut koşullarda krizin Türkiye'ye doğrudan bir yansıması, ithal enerji maliyetlerinin yükselmesi olacaktır.