Suriye'de yeni yönetim, ülkenin kuzeydoğusundaki Kürt güçlerinin lideri Mazlum Abdi'yi (Mustafa Halil Abdi) Cumhurbaşkanlığı Danışmanı olarak atadı. Devlet medyasının resmi açıklamasına göre, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şaraa'nın imzasıyla yapılan atama, Abdi'nin silahlı grubunu feshedip Şam ile bütünleşme anlaşması imzalamasından sadece günler sonra gerçekleşti. Bu adım, Suriye'nin 13 yıllık iç savaşın ardından toprak bütünlüğünü sağlama ve ülkedeki silahlı grupları tek çatı altında toplama çabalarının önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor. Peki bu kritik atamanın arka planında neler var? Gelişme, bölgesel dengeleri ve özellikle Türkiye-Suriye ilişkilerini nasıl etkileyebilir?
Anlaşmanın Perde Arkası: Silahların Bırakılması ve Şam ile Bütünleşme
Mazlum Abdi, PKK'nın Suriye kolu olarak bilinen PYD/YPG'ye yakınlığıyla tanınan Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) genel komutanı olarak uzun süredir Şam yönetimiyle karşı karşıyaydı. Ancak Suriye'de Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından yeni yönetim, ülkedeki tüm silahlı grupları ulusal orduya entegre etmek için kapsamlı bir süreç başlattı. Bu kapsamda Abdi, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, SDG'nin kontrolündeki tüm askeri birliklerin feshedileceğini ve Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlanacağını duyurmuştu. Bu açıklama, Şam yönetimi için tarihi bir kazanım olarak yorumlanmıştı. Zira yıllardır özerklik talebiyle Şam'a karşı mücadele eden Kürt grupların bu şekilde merkezi otoriteye bağlanması, Suriye'nin toprak bütünlüğü açısından kritik bir dönüm noktasıydı.
Anlaşma, yalnızca silahlı kanadın feshedilmesini değil, aynı zamanda sivil yönetimlerin de Suriye devletine entegrasyonunu öngörüyor. Kuzeydoğu Suriye'deki petrol sahalarının kontrolü, sınır kapıları ve yerel yönetimlerin statüsü gibi konuların da ele alındığı belirtiliyor. Şam yönetimi, bu entegrasyon sürecinin ülkenin yeniden inşası ve birliği için hayati önem taşıdığını vurguluyor. Abdi'nin cumhurbaşkanı danışmanı olarak atanması ise bu sürecin bir nevi güvencesi olarak görülüyor. Bu atama, Kürtlerin yeni Suriye'deki siyasi temsiliyetinin de bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Uluslararası Boyut: ABD ve Bölgesel Aktörlerin Rolü
Bu gelişmenin uluslararası boyutu, özellikle ABD'nin bölgedeki varlığı ve politikaları açısından büyük önem taşıyor. ABD, yıllardır DEAŞ'la mücadelede ana müttefiki olan SDG'ye askeri ve lojistik destek sağlıyordu. Suriye'nin kuzeydoğusunda yaklaşık 900 Amerikan askeri konuşlanmış durumda. Washington yönetimi, Şam ile SDG arasındaki bu anlaşmayı desteklediğini ancak DEAŞ'la mücadelenin süreceğini belirtiyor. Öte yandan, Türkiye bu gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, SDG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve ulusal güvenliğine tehdit olarak nitelendiriyor. Türkiye, daha önce Afrin ve Tel Rıfat gibi bölgelerde operasyonlar düzenlemiş, Münbiç ve diğer bazı bölgelerden YPG güçlerinin çekilmesini sağlamıştı. Şam ile SDG arasındaki entegrasyon sürecinin, Türkiye'nin sınır güvenliği endişelerini gidermeye yönelik bir adım olup olmayacağı merak ediliyor.
Rusya ve İran'ın da sürece ilişkin farklı çıkar ve hesapları bulunuyor. Moskova, Suriye'deki askeri üslerini korumak ve nüfuzunu sürdürmek isterken, Tahran da bölgedeki vekil güçleri üzerinden etkinliğini devam ettirmeye çalışıyor. Bu karmaşık denklemde, Şam yönetiminin attığı bu adım, Suriye'nin yeniden yapılanma sürecindeki aktörlerin pozisyonlarını da yeniden şekillendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için bu gelişme, PKK/YPG'nin Suriye'deki varlığının sona erdirilmesi ve sınır güvenliğinin sağlanması açısından kritik bir fırsat penceresi sunuyor. Ankara, Şam yönetiminin SDG'yi devlet kurumlarına entegre etme kararını olumlu bir adım olarak değerlendirse de, pratikteki uygulamanın ne kadar etkili olacağı belirsizliğini koruyor. Geçmişte yapılan bazı anlaşmaların kağıt üzerinde kaldığı ve sahadaki gerçekliğin farklı işlediği biliniyor. Bu nedenle Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeydoğusundaki gelişmeleri yakından izlemesi ve ulusal güvenlik endişelerini gidermeye yönelik adımların atılmasını beklemesi beklenir. Özellikle, bu sürecin Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarını ve bölgedeki askeri varlığını etkileyip etkilemeyeceği önemli bir soru işareti. Mazlum Abdi'nin PKK geçmişi ve SDG ile bağları, Türk kamuoyunda ve güvenlik çevrelerinde hâlâ derin bir güvensizlik yaratıyor. Bu atamanın, Türkiye'nin Suriye politikasındaki denklemi değiştirip değiştirmeyeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.