Suriye'de yeni yönetim, Kürt liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) yönelik stratejik bir adım attı. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, örgütün uzun süreli komutanı Mazlum Abdi'yi cumhurbaşkanlığı danışmanı olarak atadı. Bu karar, SDG'nin resmen feshedilmesinden yalnızca üç gün sonra geldi ve Suriye'deki siyasi dengeler açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Atamanın Arka Planı ve Suriye'nin Yeni Siyasi Denklemi
Ahmed eş-Şara'nın geçici hükümeti, ülkenin kuzeydoğusunda özerk bir yönetim kuran SDG'yi merkezi hükümete entegre etme çabalarını hızlandırmış durumda. SDG'nin feshedilmesi ve Abdi'nin danışmanlığa getirilmesi, Şam'ın kontrolünü ülke geneline yayma ve uzun süredir devam eden iç savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinde birleştirici bir politika izleme isteğinin göstergesi.
Mazlum Abdi, SDG bünyesinde özellikle DEAŞ'a karşı yürütülen operasyonlarda önemli bir figür olarak öne çıkmıştı. ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonla yakın işbirliği içinde çalışan Abdi'nin yeni görevi, hem Kürt toplumunun hem de uluslararası toplumun Suriye'deki geçiş sürecine dair beklentilerini şekillendiriyor. Atama, Suriye'nin kuzeyindeki Arap aşiretleri ile Kürt gruplar arasındaki gerginlikleri hafifletme ve merkezi otoriteyi güçlendirme amacı taşıyor olabilir.
Şara yönetimi, daha önce de silahlı grupların dağıtılması ve devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması konusunda adımlar atmıştı. Ancak SDG'nin durumu, sahip olduğu petrol kaynakları ve ABD desteği nedeniyle diğer gruplara kıyasla daha karmaşık bir mesele. Abdi'nin danışman olarak atanması, bu karmaşıklığı çözmeye yönelik bir uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Uluslararası Boyut
Bu gelişme, yalnızca Suriye'nin iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de yakından ilgilendiriyor. Türkiye, uzun süredir SDG'yi PKK'nın Suriye kolu olarak görüp terör örgütü olarak kabul ediyor ve sınır güvenliği açısından tehdit olarak değerlendiriyor. Ankara'nın, Abdi'nin danışmanlık görevine tepkisi merakla bekleniyor. Türkiye, daha önce SDG'nin varlığına yönelik askeri operasyonlar düzenlemiş ve Şam yönetimiyle ilişkilerini normalleştirme sürecinde bu konuyu öncelikli gündem maddesi olarak ele almıştı.
Öte yandan ABD, SDG'yi DEAŞ'la mücadelede kilit bir ortak olarak görmeye devam ediyor. Washington yönetimi, Suriye'nin kuzeydoğusundaki askeri varlığını sürdürürken, bu atamanın DEAŞ'la mücadele koalisyonunun geleceğini nasıl etkileyeceği önemli bir soru işareti. Rusya ve İran ise Suriye'deki gelişmeleri yakından izliyor; bu ülkelerin Şam üzerindeki etkisi, sürecin seyrini belirleyebilir.
Mazlum Abdi'nin yeni rolü, Suriye'nin toprak bütünlüğü ve egemenliği ilkeleri çerçevesinde atılmış bir adım olarak nitelendirilse de, pratikte federalizm veya özerklik taleplerinin nasıl karşılanacağı belirsizliğini koruyor. Anayasa reformu ve yerel yönetimlerin yeniden yapılandırılması gibi konular, bu atamanın ardından daha da önem kazanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu atama, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir sınav oluşturuyor. Ankara, SDG'nin PKK ile bağlantısına vurgu yaparak bu yapıya karşı net bir tutum sergilemişti. Abdi'nin devlet kademesine dahil edilmesi, Türkiye'nin tezlerini zayıflatabilir ve Suriye'nin kuzeyindeki güvenlik kaygılarını artırabilir. Türk hükümeti, daha önce Şam yönetimiyle yürüttüğü normalleşme görüşmelerinde SDG'nin tasfiyesini şart koşmuştu. Bu gelişme, Türkiye'nin beklentileriyle örtüşmüyor. Ankara'nın, Abdi'nin danışmanlık görevinin sembolik mi yoksa fiili bir yetki mi içerdiğine bağlı olarak yeni bir strateji geliştirmesi gerekebilir. Türkiye ayrıca, ABD'nin bu süreçteki rolünü ve SDG'nin gelecekteki yapılanmasını yakından izlemek durumunda.