New York'un Brooklyn ilçesinde görülen ve Çinli teknoloji devi Huawei Technologies'in yargılandığı haraç davası ikinci gününe giriyor. Perşembe günü kilit tanıkların ifade vermesi beklenirken, davanın açılış gününde ABD hükümeti avukatı federal jüriye Huawei'in suç faaliyetlerine karıştığını söylemişti. Dava, ABD ile Çin arasındaki teknoloji ve güvenlik rekabetinin hukuki boyuta taşınan en önemli cephelerinden biri olarak görülüyor.
Davanın Arka Planı
Huawei Technologies, ABD Adalet Bakanlığı tarafından 2019 yılında başlatılan soruşturma kapsamında bankacılık sahtekarlığı, yaptırım ihlali ve haraç suçlamalarıyla karşı karşıya. İddianameye göre şirket, İran'a yönelik ABD yaptırımlarını ihlal etti ve HSBC gibi bankaları yanıltarak yasa dışı işlemler gerçekleştirdi. Ayrıca şirketin Kuzey Kore ve Suriye gibi yaptırım uygulanan ülkelere teknoloji sağladığı öne sürülüyor. Huawei, tüm suçlamaları reddediyor ve kendisine yönelik iddiaların siyasi olduğunu savunuyor.
Dava, Huawei'in kurucusu Ren Zhengfei'nin kızı ve şirketin finans direktörü Meng Wanzhou'nun 2018'de Kanada'da tutuklanmasıyla uluslararası bir krize dönüşmüştü. Meng, 2021'de ABD ile yaptığı anlaşma sonucu serbest bırakılmıştı ancak şirket aleyhindeki dava devam ediyor. Bu dava, ABD'nin Çinli teknoloji şirketlerine yönelik baskı politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Brooklyn'deki duruşmada savcılık, Huawei'in yıllar boyunca ABD yasalarını sistematik olarak ihlal ettiğini ve şirket yöneticilerinin bu eylemleri bilerek yönlendirdiğini kanıtlamaya çalışıyor. Savunma tarafı ise suçlamaların dayanaksız olduğunu ve şirketin uluslararası ticaret kurallarına uyduğunu savunuyor. İkinci günde dinlenecek tanıkların, Huawei'in iç işleyişine dair kritik bilgiler vermesi bekleniyor.
Küresel Boyut ve Yansımalar
Huawei davası, sadece bir şirketin yargılanmasından öte, ABD-Çin ilişkilerinin geldiği noktayı gözler önüne seriyor. ABD, özellikle 5G teknolojisinde Huawei'in küresel liderliğini kırmak için müttefiklerine baskı yapmış, birçok ülke Huawei ekipmanlarını güvenlik riski gerekçesiyle yasaklamıştı. Çin ise bu hamleleri kendi teknoloji şirketlerine yönelik haksız bir saldırı olarak nitelendiriyor.
Davanın sonucu, ABD'de faaliyet gösteren diğer Çinli teknoloji firmaları için de emsal teşkil edebilir. Aynı zamanda ABD'nin yaptırım uygulama kapasitesini ve uluslararası bankacılık sistemindeki etkisini göstermesi açısından önemli. Huawei, dava sürerken küresel pazarlarda varlığını sürdürmeye çalışıyor; ancak ABD yaptırımları şirketin yarı iletken tedarikini ve batı pazarına erişimini ciddi şekilde kısıtlamış durumda.
Duruşma, New York Doğu Bölgesi Federal Mahkemesi'nde görülüyor. Jüri seçimi tamamlanmış ve taraflar açılış konuşmalarını yapmış durumda. Davanın haftalar sürmesi bekleniyor. Tanık ifadeleri, Huawei'in üst düzey yöneticilerinin ve eski çalışanlarının yanı sıra bankacılık ve yaptırım uzmanlarını kapsayabilir. Mahkeme salonundan edinilen bilgilere göre savcılık, şirketin iç yazışmalarını ve finansal kayıtlarını delil olarak sunmaya hazırlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Huawei davası, Türkiye'nin teknoloji ve dış politika dengeleri açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Huawei ile 5G altyapısı dahil birçok alanda işbirliği yapıyor ve Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştiriyor. ABD'nin Huawei'e yönelik baskısı, Türkiye'nin kendi teknoloji tercihlerinde daha dikkatli olmasını gerektirebilir. Ayrıca dava, ABD yaptırımlarının uluslararası bankacılık üzerinden nasıl işlediğini göstermesi bakımından Türk şirketleri için de uyarıcı nitelikte. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile hem de stratejik ortak Çin ile ilişkilerini dengeleme politikası izlerken, bu tür davaların yarattığı belirsizlikleri yönetmek zorunda kalabilir.