ABD'de bir federal yargıç, Çinli telekomünikasyon devi Huawei Technologies'in Üst Yöneticisi (CEO) Yardımcısı ve Mali İşler Müdürü (CFO) Meng Wanzhou'nun, şirketin İran'da yasadışı ticari faaliyetler yürüttüğüne dair yaptığı itirafların, Huawei aleyhine açılan ceza davasında delil olarak kullanılabileceğine karar verdi. Karar, New York'un Brooklyn ilçesindeki federal mahkemeye 4 Şubat 2025'te sunulan bir belgeyle duyuruldu. Bu karar, Çin ile ABD arasındaki ticaret ve teknoloji savaşında yeni bir cephe açarken, Huawei'nin Batı pazarlarında yeniden büyüme çabalarını da olumsuz etkilemesi bekleniyor.
Gelişmenin arka planı: Meng'in itirafları ve davanın seyri
Huawei CFO'su Meng Wanzhou, 2018 yılında Kanada'da ABD'nin talebi üzerine tutuklanmış ve uzun bir hukuk mücadelesinin ardından 2021'de Çin'e dönmüştü. Meng'in tutuklanması, ABD'nin Huawei'nin İran'a yönelik yaptırımları ihlal ettiği iddialarına dayanıyordu. Meng, ABD'li savcılarla yaptığı bir anlaşma çerçevesinde, Huawei'nin İran'da faaliyet gösterdiğini ve bu durumun ABD yasalarına aykırı olduğunu kabul etmişti. Ancak bu itiraf, o dönemde yalnızca Meng'in kişisel kovuşturmasını sonlandırmış, şirkete karşı açılan davayı etkilememişti.
Brooklyn'deki yargıç Raymond J. Dearie, geçtiğimiz hafta verdiği kararda, Meng'in itiraflarının Huawei aleyhine kullanılabileceğine hükmetti. Yargıç, Meng'in ifadelerinin ihtiyari olduğunu ve şirketin bu ifadelerden bağımsız bir savunma yapamayacağını belirtti. Karar, Huawei'nin ABD'deki avukatlarının, Meng'in itiraflarının şirketi bağlamadığı yönündeki itirazını reddetti. Huawei avukatları, Meng'in suçlamaları kabul etmekle birlikte, şirketin bu suçlamalardan ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savunuyordu.
Uzmanlar, bu kararın Huawei için ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Eğer Huawei mahkum olursa, ABD ile yaptığı tedarik anlaşmaları tehlikeye girebilir ve şirket, yüksek para cezalarına çarptırılabilir. Daha da önemlisi, bu karar, Huawei'nin Avrupa gibi diğer Batı pazarlarındaki itibarına da zarar verebilir. Şirket, özellikle 5G teknolojisi alanında ABD'nin yaptırım baskılarıyla karşı karşıya kalmış ve birçok ülkede güvenlik gerekçesiyle dışlanmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD-Çin teknoloji savaşında yeni cephe
Huawei davası, ABD ile Çin arasındaki teknoloji savaşının en sembolik örneklerinden biri olarak görülüyor. ABD yönetimi, Huawei'yi Çin hükümeti tarafından kontrol edilen bir araç olarak nitelendiriyor ve şirketin casusluk faaliyetlerinde bulunduğunu iddia ediyor. Huawei ise bu iddiaları reddediyor. Meng'in davası, iki ülke arasındaki gerginliği tırmandırmış ve Çin, ABD'den iade talebini siyasi bir mesele haline getirmişti.
Yargıcın kararı, ABD'nin Çinli şirketlere yönelik yaptırım politikasının daha da sertleşeceğinin bir işareti olarak yorumlanıyor. Biden yönetimi, özellikle ileri teknoloji alanlarında Çin'in yükselişini durdurmaya çalışırken, Huawei de bu politikanın ana hedefi konumunda. Öte yandan, Çin hükümeti, Huawei'yi desteklemeye devam ediyor ve şirkete yönelik suçlamaları asılsız buluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Huawei, Türkiye'de özellikle 5G altyapısı ve akıllı telefon pazarında önemli bir oyuncu. ABD'nin Huawei'ye yönelik yaptırımları, Türkiye'nin teknoloji tedarik zincirini etkileyebilir. Türkiye, Huawei ile ortak 5G denemeleri yapmış ve şirketin Türkiye'de bir Ar-Ge merkezi bulunmaktadır. ABD'nin baskıları, Türkiye'nin Huawei ile işbirliğini sınırlayabilir veya alternatif tedarikçilere yönelmesine neden olabilir. Ayrıca, ABD-Çin gerginliği, Türkiye'nin hem ABD hem de Çin ile olan ilişkilerinde denge politikasını zorlayabilir. Bu gelişme, Türkiye'nin dış politika esnekliğini test edecek önemli bir faktör olarak değerlendirilebilir.