Fransız yetkililer, dünyanın en büyük bankalarından HSBC'nin İsviçre birimini, Lübnan Merkez Bankası eski Başkanı Riad Salameh ile bağlantılı kara para aklama iddiaları kapsamında resmi soruşturma altına aldı. Paris savcılığı tarafından yürütülen soruşturma, Lübnan'da 2020'den bu yana devam eden ve 'Lübnan'ın Bernankesi' olarak bilinen Riad Salameh'in görev süresi boyunca yaşanan usulsüzlüklerin uluslararası boyutuna yeni bir halka ekliyor. Bu gelişme, HSBC'nin itibarına yönelik taze bir darbe olurken, küresel bankacılık sisteminde yolsuzlukla mücadele çabalarını da gündeme getiriyor.
Gelişmenin arka planı
Fransız savcılar, HSBC'nin İsviçre koluna yönelik ön suçlamaları, Salameh ve yakın çevresinin Lübnan Merkez Bankası fonlarını kullanarak yurt dışına para aktardığı iddialarına dayandırdı. Salameh, 1993'ten 2023'e kadar süren görev süresinde Lübnan'ın mali sisteminin kilit ismiydi, ancak ülkede 2019'da başlayan ekonomik çöküşün ardından yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Lübnan, Almanya ve Fransa gibi ülkelerde açılan davalarda Salameh'in 300 milyon dolara kadar para akladığı ileri sürülüyor. HSBC Swiss'in bu süreçte Salameh'in hesaplarına aracılık ettiği ve gerekli özeni göstermediği iddia ediliyor. Banka, soruşturmayla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmazken, geçmişte benzer davalarda işbirliği yaptığını belirtmişti.
Soruşturma, Lübnan Merkez Bankası'nın 2020'de iflasın eşiğine gelmesiyle başlayan uluslararası incelemelerin bir parçası. Salameh, Lübnan'da yargılanmasına rağmen ülkeden çıkamazken, Avrupa ülkeleri onun hesaplarını dondurdu. HSBC Swiss'in soruşturması, bankanın daha önceki kara para aklama skandallarını hatırlatıyor; 2012'de ABD'li yetkililer, HSBC'nin Meksika ve İran bağlantılı yasa dışı işlemlere göz yumduğu gerekçesiyle 1.9 milyar dolar para cezası kesmişti. Bu yeni dava, bankanın uyum politikalarının yeterliliğini sorgulatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan, 2019'dan bu yana yaşadığı mali krizle birlikte uluslararası kreditörlerle borç görüşmeleri yürütüyor, ancak yolsuzlukla mücadele eksikliği IMF yardımını bloke ediyor. Salameh davası, ülkenin siyasi elitlerinin hesap verebilirliği konusunda kritik bir turnusol kağıdı işlevi görüyor. Avrupa ülkelerinin soruşturmaları, Lübnan'daki yolsuzluğun küresel bankalar tarafından nasıl finanse edildiğini ortaya koymayı hedefliyor. HSBC gibi büyük bankaların gelişmekte olan ülkelerdeki yozlaşmış yöneticilere hizmet vermesi, uluslararası denetim mekanizmalarının zayıflığını gösteriyor. Öte yandan, Lübnan Merkez Bankası'nın bağımsız bir otorite olarak çöküşü, Körfez ülkeleri dahil bölge ekonomilerinde güven kaybına yol açtı. Bu dava, bankacılık sektöründe şeffaflık talep eden sivil toplum kuruluşlarının sesini güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye gibi benzer yolsuzluk ve merkez bankası şeffaflığı tartışmaları yaşayan ülkeler için sembolik önem taşıyor. Türkiye'de son yıllarda merkez bankasının bağımsızlığına yönelik eleştiriler ve yüksek enflasyon, uluslararası yatırımcı güvenini sarsmıştı. HSBC gibi küresel bankaların Lübnan'daki bir skandala bulaşması, Türk bankacılık sisteminin uluslararası denetim standartlarına uyum sağlama baskısını artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle artan ticari ilişkileri düşünüldüğünde, bölgedeki yolsuzluk davalarının Türk şirketlerinin itibarına yansımaları olabilir. Bu dava, yolsuzlukla mücadele konusunda uluslararası işbirliğinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.