Basra Körfezi'ndeki Hürmüz Boğazı'nda İran ablukası nedeniyle mahsur kalan yaklaşık 20 bin denizci, aylardır süren belirsizlik ve tükenmişlikle mücadele ediyor. Uzmanlara göre, bu durum denizcilerin psikolojik sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor ve uluslararası ticaretin bu kritik geçiş noktasındaki insani krizi derinleştiriyor.
Denizciler neden mahsur kaldı?
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Ancak İran'ın bölgede artan askeri faaliyetleri ve uluslararası yaptırımların yol açtığı gerilim, birçok geminin boğazda seyredememesine neden oldu. 2025 itibarıyla, yüzlerce gemi İran tarafından durduruldu veya tehdit edildi; mürettebatları haftalardır, hatta aylardır karaya çıkamıyor. Sivil toplum kuruluşları, bu denizcilerin temel ihtiyaçlara erişiminin kısıtlı olduğunu ve birçoğunun psikolojik destekten yoksun olduğunu bildiriyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, mahsur kalan denizcilerin sayısı 20 bini aşmış durumda. Gemilerdeki erzak ve yakıt stokları tükenirken, mürettebat arasında yorgunluk, stres ve moral bozukluğu yaygınlaşıyor. Bazı denizciler, ailelerini aylardır göremediklerini ve gemideki belirsiz koşulların dayanılmaz hale geldiğini dile getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki abluka, yalnızca denizcilerin değil, küresel enerji piyasalarının da kaderini etkiliyor. Petrol fiyatları bu durumdan doğrudan etkilenirken, tedarik zincirindeki aksamalar dünya ticaretine milyarlarca dolarlık yük bindiriyor. İran ve ABD arasındaki jeopolitik gerginlik, ablukanın temel sebebi olarak görülüyor; ancak Tahran'ın bu politikanın insani bedelini görmezden geldiği eleştirileri yapılıyor. Bölge ülkeleri, denizcilerin tahliyesi için uluslararası bir kriz masası oluşturulmasını talep ediyor, ancak siyasi çözüm arayışları şu ana kadar sonuçsuz kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki abluka, Türkiye için stratejik bir endişe kaynağıdır. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak, bu boğazdan geçen petrol ve doğal gaz akışına bağımlıdır. Abluka, enerji fiyatlarının yükselmesine yol açarak Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, denizcilerin mahsur kalması, Türk bayraklı gemiler veya Türk şirketleri tarafından işletilen gemilerin de bölgede risk altında olduğu anlamına geliyor. Türkiye'nin, İran ile diplomatik ilişkileri vasıtasıyla insani bir kanal oluşturması ve denizcilerin tahliyesi için arabuluculuk yapması, hem bölgesel istikrara katkı sağlayabilir hem de kendi çıkarlarını koruyabilir.