Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak, İran'ın elinde yeni bir nükleer silah gibi işlev görebilir. Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Kıdemli Araştırmacısı Aaron David Miller, Bloomberg Television'da yayınlanan 'Balance of Power' programında yaptığı açıklamada, İran'ın bu boğaz üzerinde kontrol sağlamak için 'aşırı uçlara' gidebileceğini belirtti. Miller'in bu çarpıcı yorumu, Tahran yönetiminin bölgedeki askeri varlığını artırdığı ve uluslararası toplumun yaptırımlarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde geldi. İran'ın nükleer programıyla ilgili endişeler sürerken, Hürmüz Boğazı'nın jeopolitik önemi bir kez daha vurgulanmış oldu.
İran'ın Boğaz Üzerindeki Stratejik Hamleleri
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan dar bir geçittir. Bu boğaz, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi büyük petrol üreticilerinin ihracatı için hayati önem taşır. İran, coğrafi konumu sayesinde bu boğazın bir kısmını kontrol etmektedir ve geçmişte de bu avantajı kullanarak tehditler savurmuştur. Miller, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmak veya buradan geçişi engellemek suretiyle uluslararası topluma karşı bir koz olarak kullanabileceğini ifade etti. Bu tür bir hamle, küresel enerji fiyatlarını ani bir şekilde yükseltebilir ve dünya ekonomisini derinden etkileyebilir.
Son haftalarda İran Devrim Muhafızları'nın boğaz çevresinde askeri tatbikatlar düzenlediği ve yeni sürat botları ile mayın döşeme gemileri konuşlandırdığı bildirildi. ABD Donanması da bölgedeki varlığını artırarak, seyrüsefer serbestisini koruma taahhüdünü yineledi. Miller'e göre, İran'ın bu hamleleri, üzerindeki uluslararası baskıyı hafifletmek ve müzakere masasında daha güçlü bir konum elde etmek için bir pazarlık taktiği olabilir. Ancak, bu durum yanlış hesaplamalar sonucu doğrudan bir askeri çatışmaya da dönüşebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Güvenliği Tehdit Altında
Hürmüz Boğazı'nın olası bir kapatılması, sadece İran ve komşularını değil, tüm dünyayı etkileyecek bir gelişme olacaktır. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi büyük enerji ithalatçıları, petrol ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bu boğazdan geçen tankerlerle karşılamaktadır. Avrupa Birliği de Libya ve Kuzey Denizi dışında kalan petrol tedarikinde Körfez ülkelerine bağımlıdır. Miller, İran'ın bu boğazı bir 'nükleer silah' olarak nitelendirerek, aslında bu stratejik avantajın, nükleer bir tehditten çok daha anlık ve yıkıcı etkiler yaratabileceğine dikkat çekti.
Uluslararası Enerji Ajansı, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması halinde, küresel petrol arzının günde yaklaşık 17 milyon varil azalacağını ve bunun da fiyatları iki katına çıkarabileceğini tahmin ediyor. Bu senaryo, halihazırda enflasyon ve resesyon endişeleriyle boğuşan dünya ekonomisi için bir felaket anlamına gelir. Ayrıca, Katar'ın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatının neredeyse tamamı da bu boğazdan geçtiğinden, enerji krizi sadece petrolle sınırlı kalmayacaktır. Miller'in uyarıları, uluslararası toplumun İran'ı çevreleme politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir tırmanma, Türkiye'yi doğrudan etkileyecek bir gelişmedir. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal etmekte olup, bu ithalatın önemli bir bölümü Körfez ülkelerinden gelmektedir. Boğazın kapatılması, petrol ve doğal gaz fiyatlarını artırarak Türkiye'nin cari açığını büyütecek ve enflasyonu körükleyecektir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji koridoru olma vizyonu da zarar görecek; Ceyhan ve diğer limanlardan geçen alternatif hatların önemi artsa da, küresel fiyat artışlarından kaçınmak mümkün olmayacaktır. Diplomatik açıdan, Türkiye'nin hem İran hem de Körfez ülkeleriyle dengeli ilişkiler sürdürme çabası, bu tür bir krizde sınanacaktır. Ankara'nın, gerginliği azaltmak için arabulucu rolü oynaması beklenebilir, ancak ekonomiye olan olumsuz etkileri kaçınılmazdır.