İran'ın Moskova Büyükelçisi Kazım Celali, Hürmüz Boğazı'nın açık kalacağını ancak İran ve Umman tarafından belirlenecek yeni şartlar altında faaliyet göstereceğini açıkladı. Celali, pazartesi günü Rus basınına yaptığı açıklamada, boğazdan geçişler için bir ücret tarifesi uygulanacağını belirtti. Bu açıklama, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik artan askeri baskıları ve bu baskıların Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışını önemli ölçüde azaltması sonrasında geldi. Reuters'ın aktardığına göre, İran'ın bu hamlesi küresel enerji piyasalarında yeni bir belirsizlik yaratırken, bölgedeki jeopolitik gerilimleri de tırmandırma potansiyeli taşıyor.
Gelişmenin arka planı
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, uzun yıllardır İran ile Batı arasındaki gerilimlerin odağında yer alıyor. Son dönemde ABD-İsrail ittifakının İran'a yönelik sertleşen söylemleri ve askeri yığınak yapması, boğazdaki ticari gemi trafiğini ciddi şekilde etkiledi. Petrol tankerlerinin geçişinde yaşanan aksamalar ve sigorta primlerindeki artış, küresel petrol fiyatlarını yukarı çekti. İran'ın bu yeni hamlesi, aslında boğazı tamamen kapatma tehdidinin bir varyasyonu olarak görülüyor. Tahran yönetimi, geçiş ücreti ve yeni düzenlemelerle hem uluslararası hukuk çerçevesinde bir meşruiyet yaratmayı hem de ekonomik kazanç elde etmeyi hedefliyor.
İran ve Umman'ın ortak yönetimini öngören bu yeni plan, boğazın statüsünü değiştirme potansiyeli taşıyor. 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) göre, uluslararası boğazlardan geçiş serbestisi bulunuyor. Ancak İran, bu sözleşmeyi onaylamadığı için kendi mevzuatını dayatmaya çalışıyor. Uzmanlar, bu girişimin büyük denizci ülkeler ve özellikle ABD ile yeni bir krize yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksama, sadece bölgeyi değil, küresel ekonomiyi de derinden etkiliyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ihracatçıları bu boğazı kullanmak zorunda. Boğazın geçiş ücretine tabi olması, bu ülkelerin petrol maliyetlerini artırarak küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe neden olabilir. Ayrıca, doğal gaz taşıyan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerleri de aynı güzergahı kullandığından, Asya ve Avrupa'daki enerji piyasaları da doğrudan etkilenecektir.
ABD, bu tür bir girişime askeri olarak müdahale edebileceğini daha önce defalarca dile getirdi. Beşinci Filo'sunu Bahreyn'de konuşlandıran ABD Donanması, boğazın serbest geçişini sağlamak için devriye gezmeye devam ediyor. İran'ın yeni düzenlemesi, ABD ile sıcak bir çatışmayı tetikleyebilir. Öte yandan, Rusya ve Çin'in bu krizde nasıl bir pozisyon alacağı da merak konusu. Moskova, Tahran'la yakın ilişkilerini korurken, Pekin de İran'dan düşük fiyatlı petrol almayı sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan iki açıdan etkiliyor. Birincisi, enerji maliyetleri: Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Ortadoğu ve özellikle Körfez ülkelerinden karşılıyor. Geçiş ücreti veya boğazda yaşanacak bir blokaj, Türkiye'nin enerji faturasını artırarak cari açığı büyütebilir ve enflasyonist baskıyı güçlendirebilir. İkincisi, jeopolitik konum: Türkiye, Hazar enerji kaynaklarının Avrupa'ya taşınmasında transit ülke olarak önemli bir rol oynuyor. Boğaz krizi, Türkiye'nin enerji koridoru olma stratejisini güçlendirebilir. Ancak ABD ve İran arasındaki olası bir çatışma, Türkiye'yi zor bir diplomatik tercihle karşı karşıya bırakabilir. Ankara, hem NATO müttefiki ABD ile ilişkilerini hem de İran'la komşuluk ve enerji bağlarını dengelemek zorunda kalacaktır. Bu nedenle Türkiye'nin, bölgede istikrarı korumak için aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir.