İsrail, Gazze Şeridi'nde devam eden çatışmaların beklenenden daha uzun sürebileceği endişesiyle yedek askerlerini kademeli olarak göreve çağırmayı planlıyor. Üst düzey askeri yetkililer, Hamas'ın askeri kanadına karşı yürütülen operasyonların haftalar hatta aylar sürebileceğini belirtiyor. Bu kapsamda, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) yedek birliklerinde görevli binlerce askerin önümüzdeki günlerde aktif göreve çağrılması bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'in bu hamlesi, 7 Ekim'de Hamas'ın düzenlediği sürpriz saldırının ardından başlatılan geniş çaplı operasyonların bir parçası olarak görülüyor. Saldırılarda 1.400'den fazla İsraillinin hayatını kaybettiği bildirilirken, Gazze'deki sağlık otoritelerine göre İsrail hava saldırılarında şu ana kadar 8.000'den fazla Filistinli öldü. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaşın üçüncü aşamaya girdiğini ve hedeflerine ulaşana kadar operasyonların süreceğini açıkladı. Yedek asker çağrısı, bu hedefler arasında Hamas'ın askeri altyapısının tamamen imha edilmesi ve rehinelerin kurtarılması olduğu belirtiliyor. IDF sözcüsü Daniel Hagari, yaptığı açıklamada, "Savaşın uzun ve zorlu olacağını biliyoruz. Yedek kuvvetlerimiz bu süreçte kritik rol oynayacak" dedi.
Öte yandan, uluslararası toplumdan ateşkes çağrıları yükselirken, İsrail'in bu adımı çatışmaların daha da şiddetleneceği yönünde yorumlanıyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, insani ateşkes için defalarca çağrıda bulunurken, ABD Başkanı Joe Biden ise İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini ancak sivil kayıpların azaltılması gerektiğini vurguluyor. İsrail yönetimi ise Hamas'ın sivil altyapıyı kullandığını ve bu nedenle operasyonların kaçınılmaz olduğunu savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in yedek asker çağrısı, bölgedeki tansiyonu daha da yükseltti. Lübnan Hizbullahı'nın kuzey sınırında artan saldırıları, İsrail'i iki cepheli bir savaş tehlikesiyle karşı karşıya getiriyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın son konuşmasında, Gazze'ye yönelik operasyonların durdurulmaması halinde savaşın genişleyebileceği uyarısında bulunması, endişeleri artırdı. İran'ın da dolaylı olarak dahil olduğu bu denklemde, ABD'nin Doğu Akdeniz'e iki uçak gemisi göndermesi, çatışmanın kontrolden çıkma riskine karşı bir caydırıcılık unsuru olarak değerlendiriliyor.
Arap dünyasında ise İsrail'e yönelik tepkiler giderek büyüyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi normalleşme sürecinde olan ülkeler, sivil kayıpları gerekçe göstererek İsrail'i kınarken, Mısır ve Ürdün ise arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas, uluslararası koruma talep ederken, Gazze'deki insani kriz her geçen gün derinleşiyor. BM'ye göre, Gazze'de 1,4 milyon kişi yerinden edilmiş durumda ve temel ihtiyaç maddeleri hızla tükeniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Filistin çatışmasında tarihsel olarak Filistin davasına destek veren bir duruş sergiliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail'in Gazze operasyonlarını sert bir dille eleştirirken, Türkiye insani yardım çabalarını sürdürüyor. Ancak İsrail'in yedek asker çağrısı ve çatışmanın uzama ihtimali, Türkiye'nin bölgesel dengeleri yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve normalleşme süreci olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Türkiye'deki kamuoyunda Filistin'e yönelik güçlü sempati, hükümetin daha aktif bir diplomasi izlemesini bekliyor. Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini daha da germe potansiyeli taşırken, bölgesel bir savaşın Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlık yaratmasından endişe ediliyor.