İran Devrim Muhafızları, İsrail'e ait askeri hedeflere yönelik "Nasr Operasyonu" (Zafer Operasyonu) adı verilen geniş çaplı bir saldırı başlattı. Operasyon kapsamında İsrail'in kuzeyindeki askeri tesislerin hedef alındığı belirtilirken, saldırıların insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle gerçekleştirildiği ifade ediliyor. İran devlet televizyonu, operasyonun İsrail'in son dönemde İran'a yönelik saldırılarına bir yanıt olduğunu ve "başarılı bir şekilde" devam ettiğini duyurdu. İsrail tarafından ise saldırıların büyük ölçüde engellendiği ve sivil kayıp yaşanmadığı açıklandı.
Gelişmenin arka planı
İran-İsrail gerilimi son haftalarda hızla tırmandı. İsrail, Suriye'deki İran bağlantılı hedeflere yönelik hava saldırılarını artırmış, İran ise bu saldırılara misilleme yapacağını duyurmuştu. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmada, İsrail'in "meşru müdafaa sınırlarını aştığını" ve Tahran'ın buna yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu belirtmişti. Operasyonun adı olan "Nasr", İran'ın daha önceki askeri harekâtlarında da kullandığı bir terim olup, genellikle stratejik zaferlere işaret ediyor.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, yaptığı açıklamada, saldırıların büyük ölçüde etkisiz hale getirildiğini ve sivil kayıp yaşanmadığını ifade etti. Bununla birlikte, bazı askeri alanlarda sınırlı hasar oluştuğu kabul edildi. İsrail hava savunma sistemlerinin, özellikle Demir Kubbe ve David's Sling'in olaylı biçimde çalıştığı, birçok füzenin daha havadayken imha edildiği bildirildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Operasyon, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getirdi. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır'ın da aralarında bulunduğu bölge ülkeleri, tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulundu. ABD'den gelen ilk tepkilerde, Başkan Joe Biden'ın ulusal güvenlik ekibinin durumu acil olarak değerlendirdiği ve İsrail'e artan tehditlere karşı destek mesajı verildiği aktarıldı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, tüm taraflara "maksimum itidal" çağrısı yaparken, Rusya'nın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Vasily Nebenzya, "bölgesel bir savaşın kimseye fayda sağlamayacağını" söyledi.
Uzmanlar, bu tür bir operasyonun İran'ın İsrail'e karşı doğrudan bir askeri angajmanının başlangıcı olabileceği yorumunu yapıyor. Daha önce iki ülke arasındaki çatışmalar daha çok vekil güçler veya üçüncü ülkeler (Suriye, Lübnan) üzerinden yürütülürken, "Nasr Operasyonu" ile İran'ın doğrudan müdahale stratejisine geçtiği değerlendiriliyor. Bu durum, İsrail'in bir yandan Gazze'de Hamas'a karşı sürdürdüğü askeri harekât devam ederken iki cepheli bir savaş riskiyle karşı karşıya kalması anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail çatışmasının tırmanması, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından hassas bir dengeyi işaret ediyor. Ankara, hem İran'la enerji ve ticaret alanında işbirliğini sürdürürken hem de İsrail'le son yıllarda normalleşme çabalarını ilerletiyor. Bu tür bir kriz, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü zora sokabilir. Ayrıca, çatışmanın Suriye ve Irak'taki yansımaları, Türkiye'nin sınır güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Ekonomik açıdan ise bölgedeki istikrarsızlık, enerji fiyatları ve ticaret yolları üzerinde baskı yaratma potansiyeli taşıyor. Türkiye'nin bu süreçte diplomatik girişimlerini yoğunlaştırması ve taraflar arasında ateşkes için çaba göstermesi bekleniyor.