İran'ın Hürmüz Boğazı yetkilileri, ABD yönetiminin boğaz üzerindeki kontrol iddialarını kesin bir dille reddetti. Tahran yönetimi, bölgedeki deniz trafiğinin ve petrol sevkiyatlarının normal seyrinde olduğunu belirtirken, Washington'un açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol tankerlerinin sayısının arttığı yönündeki açıklamalarının ardından geldi. Ancak denizcilik verileri, boğazdaki trafiğin önceki yıllara göre hâlâ düşük seyrettiğini ortaya koyuyor. Ortadoğu'daki enerji arzının can damarı olan bu stratejik su yolu, ABD ile İran arasındaki gerilimin odak noktalarından biri olmaya devam ediyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndan günlük petrol geçişlerinde artış yaşandığını öne sürmüştü. Waltz, bu artışı, ABD'nin İran'a yönelik baskı politikasının bir sonucu olarak yorumlamıştı. Ancak İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki deniz yetkilileri, bu iddialara sert yanıt verdi. İran Deniz Kuvvetleri'ne bağlı yetkililer, boğazın kontrolünün uluslararası hukuka göre İran ve Umman'ın ortak sorumluluğunda olduğunu ve ABD'nin buradaki varlığının meşru olmadığını vurguladı.
Uzmanlar, ABD'nin bu açıklamalarını, İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasının yeniden canlandırılması çabaları çerçevesinde değerlendiriyor. Trump yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusunda Tahran'a baskıyı artırmayı hedefliyor. Ancak denizcilik verileri, Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin, Körfez bölgesindeki jeopolitik riskler nedeniyle hâlâ tam anlamıyla toparlanmadığını gösteriyor. Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerine göre, 2024 yılında boğazdan geçen günlük petrol miktarı, 2023'e göre yaklaşık %5 azalmış durumda.
Bölgesel veya küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bu nedenle, bölgedeki herhangi bir gerginlik, küresel enerji piyasalarında doğrudan fiyat artışlarına yol açabiliyor. ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, özellikle Asya'daki büyük enerji tüketicileri için ciddi risk oluşturuyor. Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore, petrol ihtiyaçlarının büyük kısmını bu boğaz üzerinden karşılıyor.
Öte yandan, İran'ın boğazı kapatma tehditleri, geçmişte sık sık gündeme gelmiş ancak Tahran yönetimi bu tehditleri şu ana kadar hayata geçirmemişti. Uzmanlar, İran'ın ekonomik olarak boğazın açık kalmasına bağımlı olduğunu, kapatmanın hem kendi ihracatını hem de bölgesel istikrarı olumsuz etkileyeceğini belirtiyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı ise, olası bir kriz durumunda boğazın açık tutulması için caydırıcı bir güç olarak konumlanıyor. Ancak son açıklamalar, iki ülke arasındaki söylem gerginliğinin arttığını ve diyalog kanallarının zayıfladığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithalatla karşılıyor ve Hürmüz Boğazı, bu ithalatın önemli bir güzergâhı. Özellikle Orta Doğu'dan yapılan ham petrol alımları, bu boğaz üzerinden gerçekleşiyor. Boğazda yaşanabilecek bir gerilim, Türkiye'nin enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyebilir. Ankara, bu nedenle bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye, enerji hatlarının çeşitlendirilmesi ve yerli kaynakların artırılması politikasıyla bu tür risklere karşı önlem almaya çalışıyor. Hürmüz'deki gerginliğin sürmesi, Türkiye'nin enerji güvenliği stratejisini daha da önemli kılıyor.