Yemen Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, İran destekli Husilere karşı ateşkes yapma niyetlerinin olmadığını ve ülkenin kuzey bölgelerinde askeri operasyonların süreceğini duyurdu. Açıklama, Orta Doğu'da daha geniş çaplı bir çatışma riskinin arttığı bir dönemde geldi. El-Alimi, geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan'da düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada, "Husilerle müzakere masasına oturmak için herhangi bir planımız yok; onlar ancak güç karşısında diz çökerler" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, uluslararası toplumun Yemen'de kalıcı bir barış umutlarını zayıflatırken, bölgedeki tansiyonu daha da artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
El-Alimi'nin bu açıklaması, Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde yürütülen barış çabalarına ve Suudi Arabistan'ın ateşkes girişimlerine rağmen geldi. Yemen'de 2014'ten bu yana devam eden iç savaşta, Husiler ülkenin başkenti Sana'yı ve kuzey bölgelerin büyük bir kısmını kontrol ediyor. Cumhurbaşkanlığı Konseyi ise Suudi Arabistan'ın desteğiyle güneydeki geçici başkent Aden'de faaliyet gösteriyor. Konsey, 2022'de kuruldu ve El-Alimi, bu konseyin ilk başkanı olarak atandı.
Son haftalarda Husilerin, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları ve İsrail'e balistik füze denemeleri, bölgesel gerilimi tırmandırdı. Husilerin bu eylemleri, uluslararası deniz ticaretini tehdit ederken, ABD ve İngiltere'nin Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenlemesine neden oldu. El-Alimi, bu saldırıları dolaylı olarak desteklerken, kendi güçlerinin de karadan operasyonlara devam ettiğini belirtti. Yemen hükümeti güçleri, son aylarda Marib ve Şebve vilayetlerinde Husilere karşı ilerleme kaydetmiş, ancak bu ilerleme sınırlı kalmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışmanın bölgesel boyutu, Suudi Arabistan ve İran arasındaki vekalet savaşına dayanıyor. Suudi Arabistan, Cumhurbaşkanlığı Konseyi'ne askeri ve mali destek sağlarken, İran da Husilere silah ve teknik destek veriyor. El-Alimi'nin ateşkes karşıtı açıklaması, Suudi Arabistan'ın son yıllarda İran'la yumuşama politikası izlemesine rağmen, Yemen'deki kırılganlığın devam ettiğini gösteriyor. Çin'in arabuluculuğunda 2023'te Suudi Arabistan ile İran arasında varılan normalleşme anlaşması, Yemen'deki barış umutlarını artırmış ancak somut bir ilerleme kaydedilememişti.
BM ve uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı'na göre, Yemen nüfusunun yaklaşık yüzde 70'i insani yardıma ihtiyaç duyuyor ve ülke, dünyanın en kötü insani durumlarından biriyle karşı karşıya. El-Alimi'nin açıklaması, insani yardımların ulaştırılmasını daha da zorlaştırabilir. Öte yandan Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkiliyor ve deniz sigorta primlerini artırıyor. Bu durum, dünya ekonomisini de tehdit eden bir faktör olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmanın çözümü için askeri müdahaleye sıcak bakmamakla birlikte, siyasi diyaloğu ve barışı destekliyor. Yemen'deki bu açıklama, Türkiye'nin Kızıldeniz'deki deniz ticaret güvenliğini etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar ve Somali gibi bölge ülkeleriyle artan ilişkileri, Yemen'deki istikrarın önemini artırıyor. Ancak Türkiye'nin doğrudan bir çıkarı bulunmamakla birlikte, bölgesel güvenlik, Akdeniz ve Basra Körfezi'ndeki enerji yollarını etkileyebileceği için yakından izlenmelidir. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin dış politikasında çatışmaların çözümüne yönelik diplomatik girişimleri önceliklendirme eğilimini güçlendirebilir.