Hürmüz Boğazı, küresel enerji ticaretinin can damarlarından biri olmaya devam ederken, ABD ile İran arasında 17 Haziran 2024'te imzalanan mutabakat zaptı sonrası bölgede dikkat çekici bir hareketlilik yaşanıyor. Mutabakatın ardından boğazdan 500'den fazla gemi geçiş yapmış olsa da, ambargolar ve bürokratik engeller nedeniyle birçok yük gemisi hâlâ bekleyişini sürdürüyor. Bu durum, küresel petrol ve doğalgaz akışını etkilemeye devam ederken, bölgede tansiyonun düşmediğine işaret ediyor.
Mutabakatın Arka Planı ve İçeriği
ABD ile İran arasında 17 Haziran'da varılan mutabakat, özellikle Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan ticari gemilere yönelik güvenlik garantileri ve seyrüsefer kolaylıkları sağlamayı amaçlıyor. Resmi olarak açıklanmayan ancak diplomatik kaynaklara göre mutabakat, İran'ın askeri gemilere yönelik tacizini azaltması karşılığında ABD'nin bazı yaptırımları gevşetmesini öngörüyor. Ancak ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) verilerine göre, mutabakattan bu yana boğazdan geçen 500'den fazla gemiden sadece %40'ı hedeflerine zamanında varabildi. Geri kalan gemilerin bir kısmı İran tarafından durdurulurken, bir kısmı da sigorta ve hukuki engellerle karşılaşıyor. Uzmanlar, mutabakatın kağıt üzerinde kaldığını ve uygulamada ciddi aksaklıklar olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %30'unun geçtiği stratejik bir su yolu. Mutabakatın başarısız olması durumunda, küresel enerji fiyatlarında yeniden yukarı yönlü baskı oluşması bekleniyor. Özellikle Asya'nın enerji ihtiyacının büyük kısmını karşılayan Suudi Arabistan, Irak ve BAE gibi ülkeler, alternatif rotalar bulmak zorunda kalabilir. Bu durum, Süveyş Kanalı ve Ümit Burnu gibi alternatiflerin önemini artırıyor. Öte yandan, mutabakatın lafzına rağmen İran'ın Devrim Muhafızları'nın bölgedeki varlığını sürdürmesi, ABD'nin ise bölgeye ek savaş gemisi sevk etmesi, tansiyonun tam anlamıyla düşmediğini gösteriyor. Eğer müzakereler tıkanırsa, bölgede sıcak bir çatışma riski de gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Boğazın güvenliğinin sağlanamaması, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Libya jeopolitiği ve Doğu Akdeniz'deki enerji stratejileri, bölgesel istikrara bağlı olduğu için, Hürmüz'deki kriz Türkiye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki konumunu da etkileyebilir. Son dönemde Körfez ülkeleriyle yakınlaşan Türkiye, bu gerilimde arabuluculuk rolü üstlenebilir. Ancak mevcut mutabakatın sonuçsuz kalması, Türkiye'yi alternatif enerji yolları bulmaya itebilir.