Hong Kong, İsviçre merkezli Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü (IMD) tarafından yayımlanan 2025 yılı Küresel Rekabet Endeksi'nde ikinci sıraya yükselerek son yedi yılın en iyi performansını sergiledi. Geçen yıl üçüncü olan kent, bu yıl bir basamak yükselerek Singapur'un ardından dünyanın en rekabetçi ikinci ekonomisi oldu. Endekste 67 ülke ve bölge değerlendirilirken, Hong Kong özellikle iş verimliliği, altyapı ve finansal sistem alanlarında öne çıktı.
Hong Kong'un Yükselişinin Arkasındaki Faktörler
IMD'nin raporuna göre Hong Kong, bu başarısını büyük ölçüde sağlam kurumsal yapısına, düşük vergi oranlarına ve küresel finans merkezi olma konumuna borçlu. Kent, iş yapma kolaylığı, şeffaf düzenleyici çerçeve ve güçlü hukukun üstünlüğü gibi alanlarda üst sıralarda yer aldı. Ayrıca, Hong Kong'un Çin anakarasıyla olan yakın ekonomik entegrasyonu da Güney Çin kentini bölgesel ticaret ve lojistikte kritik bir merkez haline getiriyor.
Raporda Hong Kong'un altyapı alanında dünya birincisi olduğu belirtilirken, bu durum kentin liman, havaalanı ve ulaşım ağları gibi fiziksel altyapısının yanı sıra teknolojik altyapıya yaptığı yatırımlarla da ilişkilendirildi. Ancak kentin hükümet verimliliği ve iş verimliliği kategorilerinde sırasıyla üçüncü ve ikinci olduğu, toplamda Singapur'u geçemediği kaydedildi.
Küresel ve Bölgesel Rekabet Dinamikleri
IMD'nin endeksi, küresel ekonomide rekabet gücünün giderek teknoloji ve yeniliğe bağlı hale geldiğini gösteriyor. Hong Kong ve Singapur dışında ilk beşte yer alan ekonomiler İsviçre, Danimarka ve Hollanda oldu. Raporda, Asya-Pasifik bölgesinin rekabet gücünde önemli bir artış yaşadığı, buna karşın Avrupa ve Kuzey Amerika'nın gerilediği ifade edildi.
Uzmanlar, Hong Kong'un bu başarısının Çin'in ülkeyi uluslararası finans merkezi olarak koruma çabalarının bir yansıması olduğunu belirtiyor. Ancak, son yıllarda yaşanan siyasi gerilimler ve ulusal güvenlik yasasına rağmen kentin ticari çekiciliğini koruyabildiği değerlendiriliyor. Öte yandan, Singapur'un özellikle yenilikçilik ve dijital dönüşüm alanlarında fark attığı, Hong Kong'un ise bu alanlarda daha fazla ilerleme kaydetmesi gerektiği vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un IMD endeksindeki yükselişi, küresel ticaret ve finans merkezlerinin rekabetçiliğine dair önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, benzer bir ekonomik model izlemese de, düşük vergi ve iş yapma kolaylığı gibi unsurların yatırım çekmede kritik önemini görmekte. Ayrıca, Hong Kong'un Çin ile entegrasyonu, Türkiye'nin bölgesel ticaret ağlarındaki konumunu güçlendirmesi açısından bir model olarak ele alınabilir. Türkiye'nin özellikle lojistik ve altyapı yatırımlarını artırarak, sadece Asya değil, aynı zamanda Avrupa ve Orta Doğu arasında bir köprü olma potansiyeli bulunuyor. Bu tür endeksler, Türkiye'nin rekabet gücünü artırmak için hangi alanlara odaklanması gerektiği konusunda yol gösterici nitelikte.