Hong Kong hükümeti, 14 Mart 2025’te resmi gazetede yayımladığı bir yasa tasarısıyla, fon yöneticilerinin performansa dayalı ikramiyelerini belirli şartlar altında gelir vergisinden muaf tutmayı öngörüyor. Tasarının yasalaşması halinde, nitelikli fon yöneticileri, elde ettikleri başarı primleri üzerinden hiçbir gelir vergisi ödemeyecek. Bu adım, özel sektörün uzun süredir talep ettiği bir reform olarak öne çıkıyor ve Hong Kong’un Singapur gibi rakipler karşısında cazibesini artırmayı hedefliyor.
Düzenlemenin ayrıntıları ve hedefleri
Söz konusu vergi muafiyeti, yalnızca belirli bir eşiğin üzerindeki performans primlerini kapsıyor ve fon yöneticilerinin çalıştıkları kurumların Hong Kong’da lisanslı ve düzenleyici kurallara uygun olmasını şart koşuyor. Ayrıca, muafiyetten yararlanmak için yöneticilerin en az iki yıl aynı şirkette çalışmış olması gerekiyor. Hong Kong Mali Sekreteri Paul Chan, tasarının ikinci okumasının önümüzdeki haftalarda Yasama Konseyi’nde yapılacağını ve yıl sonuna kadar yürürlüğe girmesinin beklendiğini açıkladı. Chan, bu düzenlemenin küresel yetenekleri çekerek Hong Kong’un varlık yönetimi sektörünü derinleştireceğini vurguladı.
Hong Kong, şu anda Asya’nın en büyük ikinci varlık yönetimi merkezi konumunda. Ancak son yıllarda Singapur’un agresif vergi teşvikleri ve siyasi istikrar avantajıyla öne geçmesi, Hong Kong’u yeni adımlar atmaya itiyor. 2023 yılında Hong Kong’daki yönetim altındaki varlıklar yaklaşık 30 trilyon Hong Kong doları (3,8 trilyon ABD doları) seviyesinde seyrediyor; Singapur’da ise bu rakam 4 trilyon ABD dolarını aşmış durumda. Vergi muafiyeti, bu farkı kapatmaya yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Küresel ve bölgesel bağlam
Hong Kong’un bu girişimi, özellikle Pekin’in şehre olan desteğinin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Çin anakarası, Hong Kong’un uluslararası finans merkezi kimliğini koruması için çeşitli teşvikler sunuyor. Öte yandan, Batılı ülkelerin Hong Kong’a yönelik siyasi endişeleri, bazı yatırımcıların bölgeye temkinli yaklaşmasına yol açıyor. Ancak düşük vergi oranları ve ortak hukuk sistemi gibi yapısal avantajlar, Hong Kong’u hala cazip kılıyor. Bu düzenleme, aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi Körfez ülkelerinin de benzer alanlarda vergi muafiyetleri sunduğu bir dönemde geliyor. Küresel rekabetin kızıştığı varlık yönetimi sektöründe, şehir devletleri yetenek ve sermaye çekmek için yeni yollar arıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un vergi muafiyeti hamlesi, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de küresel sermaye hareketlerini etkileyebilecek bir gelişmedir. Türkiye, özellikle İstanbul Finans Merkezi projesiyle uluslararası varlık yönetiminde pay kapmayı hedeflerken, Hong Kong ve Singapur gibi merkezlerin agresif teşvikleri rekabeti artırmaktadır. Türkiye'nin, benzer alanlarda vergi avantajları ve düzenleyici reformlar sunarak küresel yatırımcılar için cazibesini artırması gerekebilir. Aksi halde, yetenek ve sermaye akışı bu tür merkezlere yönelmeye devam edecektir.