Hong Kong’un gelecekteki başarısının, dışa açık bir ekonomi ve serbest liman statüsünü koruma becerisine bağlı olduğu ifade edildi. Kentin önde gelen ticaret yetkilileri, Çin anakarasıyla iş birliğinin önemine ve yaratıcı çözümler geliştirme gerekliliğine vurgu yaptı. Hong Kong Ticaret Geliştirme Konseyi (HKTDC) Başkanı Frederick Ma Si-hang ve eski Başkan Peter Lam Kin-ngok, kentin küresel ticaretteki rolünü sürdürebilmesi için bu politikaların hayati olduğunu söyledi. Yetkililer, özellikle jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde Hong Kong’un çekiciliğini koruması için atılması gereken adımları sıraladı.
Gelişmenin arka planı: Hong Kong'un dışa açık ekonomik modeli
Frederick Ma, Hong Kong’un uzun süredir küresel bir ticaret merkezi olarak konumlandığını, bunun temelinde ise serbest liman politikası ve dışa açık yapının yattığını vurguladı. Ma, “Hong Kong’un başarısı, mal, sermaye ve insan akışının serbestliğine dayanır. Bu model, kentin dünyanın en büyük konteyner limanı olmasını sağlayan faktörlerin başında gelir” dedi. 2024 itibarıyla Hong Kong, dünyanın en yoğun konteyner limanları arasında yer alıyor. HKTDC verilerine göre, 2023 yılında Hong Kong üzerinden yapılan ticaret hacmi 1 trilyon ABD dolarına ulaştı. Ancak son yıllarda artan jeopolitik çalkantılar, COVID-19 pandemisi ve Pekin’in güvenlik yasaları, kentin cazibesini sorgulamaya açtı.
Peter Lam, Hong Kong’un Çin anakarasıyla olan bağlarını güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Lam, “Çin anakarası, Hong Kong için en büyük ticaret ortağı olmaya devam ediyor. Anakara ile iş birliğini derinleştirmezsek, küresel tedarik zincirlerindeki değişimlerden olumsuz etkileniriz” dedi. İki yetkili de, Guangzhou-Shenzhen-Hong Kong inovasyon koridoru gibi bölgesel entegrasyon projelerinin kent için yeni fırsatlar yarattığını vurguladı. Ancak aynı zamanda, mevcut sorunlara yaratıcı çözümler benimsemeleri gerektiğinin altını çizdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Ticaret savaşlarında Hong Kong'un rolü
Hong Kong’un durumu, Küresel Güney ile Küresel Kuzey arasındaki artan ticari rekabetin bir parçası olarak değerlendiriliyor. ABD-Çin ticaret savaşları, özellikle yüksek teknoloji ürünlerinde Hong Kong’un bir geçiş noktası olarak önemini azaltabilir. Bununla birlikte, Hong Kong’un ayrı gümrük bölgesi statüsü (Çin anakarasından farklı olarak) ve kendi ticaret anlaşmalarını yapabilme yetkisi, kente ABD ve Avrupa ile doğrudan bağlantı kurma imkanı tanıyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in “bir ülke, iki sistem” çerçevesini sürdürme taahhüdü, Hong Kong’a belirli bir özerklik alanı bırakıyor.
Ancak Asya’da Singapur, Şanghay ve Shenzhen gibi rakiplerin yükselişi, Hong Kong’un avantajlarını geri planda bırakabilir. Özellikle finansal hizmetlerde Singapur öne çıkarken, imalat ve teknolojide Shenzhen başı çekiyor. HKTDC yetkilileri, bu rekabete karşı Hong Kong’un hukuk sistemi, düşük vergi oranları ve Çin anakarasına açılan kapı olması gibi avantajlarını koruması gerektiğini savunuyor. Aynı zamanda, dijital ticaret, yeşil finans ve biyoteknoloji gibi yeni alanlara yatırım yaparak farklılaşma stratejisi izleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hong Kong’un serbest liman ve dışa açık ekonomi modelini dikkatle izlemelidir. Türkiye’nin ihracat artışı hedefleri, benzer serbest bölge modeli ve dış ticaret anlaşmalarından yararlanabilir. Hong Kong’un Çin anakarasıyla kurduğu denge, Türkiye’nin hem AB hem de Asya ile ticarette esneklik kazanmasına örnek olabilir. Ancak jeopolitik risklerin (Örn: ABD-Çin gerilimi) Hong Kong üzerinden tedarik zincirlerini etkilemesi, Türk firmalarının Çin’e alternatif olarak Doğu Avrupa veya Güney Asya üretim üslerine yönelmesini hızlandırabilir. Ayrıca, Türkiye’nin İstanbul Finans Merkezi hedefi, Hong Kong’un finansal hizmetlerdeki konumundan stratejik çıkarımlar yapabilir.