Beyrut, 16 Haziran - Lübnan, ABD'nin İsrail ve Hamas arasında varılan ateşkesin ardından İran'a yönelik düzenlediği hava saldırılarıyla tetiklenen bölgesel savaşın en ölümcül yayılmasına sahne oluyor. İsrail'in Hizbullah hedeflerine yönelik 3 aydır sürdürdüğü yoğun operasyonlar, Lübnan'da binlerce can kaybına ve milyarlarca dolarlık hasara yol açtı. Çatışmanın, Washington ile Tahran arasında imzalanması beklenen bir anlaşmayla sona ermesi planlanıyor.
Lübnan'ın Bedeli: Can Kaybı ve Ekonomik Yıkım
İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) Hizbullah'ın güney Lübnan'daki mevzilerine yönelik kara ve hava harekâtı, sivil kayıpların hızla artmasına neden oldu. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çatışmaların başladığı mart ayından bu yana 3.500'den fazla sivil hayatını kaybetti, 8.000 kişi yaralandı. Yüz binlerce sivil, güvenli bölgelere kaçmak zorunda kalırken, Beyrut ve Trablusşam gibi büyük kentlerde yoğun göç dalgası yaşanıyor.
Ekonomik tahribat ise telafisi güç boyutlara ulaştı. Dünya Bankası raporuna göre, ülke altyapısında oluşan hasar 12 milyar doları aşmış durumda. Limanlar, havalimanları ve enerji tesisleri hedef alınırken, birçok sanayi tesisi ve tarım arazisi kullanılamaz hale geldi. Fitch Ratings, Lübnan'ın 2024 yılı ekonomik küçülme tahminini yüzde 12 olarak güncelledi.
Bölgesel Yansımalar ve ABD-İran Anlaşması
Çatışmanın bölgesel etkileri sadece Lübnan sınırlarını aşmış değil. Hizbullah'ın kuzey İsrail'e düzenlediği roket saldırıları, İsrail'in kuzey bölgelerinde günlük yaşamı felç ederken, yaklaşık 300 bin kişiyi evlerini terk etmek zorunda bıraktı. İran, Hizbullah'a lojistik destek sağlarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri de tansiyonun yükselmesinden duydukları endişeyi dile getiriyor.
Washington yönetimi, Tahran ile yürüttüğü gizli müzakereleri hızlandırdı. Ön anlaşma metnine göre, İran nükleer programını sınırlandırmayı kabul ederken, ABD de Hizbullah'a yönelik yaptırımları hafifletmeyi taahhüt ediyor. Anlaşmanın önümüzdeki hafta imzalanması bekleniyor. Ancak İsrail ve bazı Sünni körfez ülkeleri, anlaşmayı endişeyle karşılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'da süren çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz enerji çıkarları ve bölgesel güvenliği açısından kritik önem taşıyor. Çatışmaların genişlemesi halinde, Türkiye'ye yönelik mülteci akınları ve sınır güvenliği riskleri artabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz arama faaliyetleri ve deniz yetki alanlarına dair gerilimler yeniden alevlenme potansiyeli taşıyor. ABD-İran anlaşması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir, ancak anlaşmanın sahadaki gerçekleri ne kadar değiştireceği belirsiz. Türk dış politikası, hem İran hem de İsrail ile dengeli ilişkiler kurma stratejisi çerçevesinde gelişmeleri yakından takip etmeli.