Hong Kong ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) iki büyük hava taşımacılığı merkezinde transit yolculara yönelik hedefli viral gözetim, yeni varyantların küresel tespitini yaklaşık üç gün hızlandırabilir. Üniversite araştırması, bu iki merkezin, uluslararası seyahat akışı sayesinde bir pandemi erken uyarı sistemi olarak işlev görebileceğini ortaya koydu. Hong Kong Üniversitesi'nden halk sağlığı virolojisi profesörü Leo Poon Lit-man liderliğindeki çalışma, bu merkezlerdeki sürveyansın, yeni varyantların yaygınlaşmasından önce tespit edilmesinde kritik bir rol oynayabileceğini gösteriyor.
Yeni varyantların erken tespiti için stratejik merkezler
Çalışma, Hong Kong ve BAE'nin küresel hava trafiğinde birer kavşak noktası olduğunu vurguluyor. Hong Kong, Asya-Pasifik bölgesinin önemli bir merkeziyken, BAE, Avrupa, Asya ve Afrika'yı birbirine bağlıyor. Araştırmacılar, bu iki merkezde transit yolculardan alınan numunelerin analiz edilmesinin, dünya genelinde yeni varyantların yayılmasını izleme süresini yaklaşık üç gün kısaltabileceğini hesapladı. Bu süre, pandemiyle mücadelede kritik önem taşıyor; çünkü her günlük gecikme, varyantın daha fazla ülkeye yayılmasına ve daha büyük sağlık krizlerine yol açabiliyor.
Profesör Poon, mevcut küresel sürveyans sistemlerinin genellikle ülkelerin kendi sınırları içindeki vaka raporlarına dayandığını, bunun da özellikle seyahat kısıtlamalarının farklılık gösterdiği dönemlerde gecikmelere neden olduğunu belirtiyor. Transit merkezlerde yapılan hedefli gözetim, bu gecikmeyi ortadan kaldırarak varyantların ilk kez hangi bölgelerde ortaya çıktığına dair daha hızlı bilgi sağlayabilir. Çalışma, bu yaklaşımın maliyet etkin olduğunu da ortaya koyuyor: sadece birkaç merkeze odaklanarak küresel ölçekte verimli bir erken uyarı sistemi kurmak mümkün.
Bölgesel ve küresel boyut: Seyahat kısıtlamalarının etkisi
Araştırma, pandemi döneminde Hong Kong'un sıkı seyahat kısıtlamaları uyguladığına ve bazı varyantların tespit edilmesinde gecikmeler yaşandığına dikkat çekiyor. Örneğin, Omicron varyantı ilk olarak Güney Afrika'da tespit edilmiş, ancak Hong Kong'a ulaştığında zaten küresel bir yayılım göstermişti. Çalışma, transit merkezlerde sürekli gözetim yapılması halinde, bu tür varyantların daha erken tespit edilebileceğini savunuyor. BAE ise daha önceki salgınlarda turizm ve iş seyahatleri nedeniyle yüksek risk altında olduğunu kanıtlamıştı.
Küresel boyutta bu tür bir sistem, Dünya Sağlık Örgütü ve diğer sağlık otoritelerine varyantların yayılma hızına dair gerçek zamanlı veri sağlayabilir. Ayrıca, seyahat kısıtlamalarının daha hedefli ve etkili bir şekilde uygulanmasına olanak tanır. Ancak sistemin başarısı, ülkelerin veri paylaşma istekliliğine ve uluslararası iş birliğine bağlı. Çin, Hong Kong ve BAE'nin bu tür bir iş birliği içinde olması, özellikle Asya-Pasifik ve Orta Doğu bölgeleri için önemli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İstanbul Havalimanı gibi küresel bir transit merkeze sahip olarak benzer bir erken uyarı sistemi için potansiyel taşıyor. İstanbul, Avrupa, Asya ve Afrika arasında bir köprü konumunda olduğundan, bu tür bir sürveyans sistemi Türkiye'yi küresel pandemi yönetiminde önemli bir aktör haline getirebilir. Ayrıca, sağlık sektörü ve turizm açısından risklerin daha hızlı tespit edilmesi, ülke ekonomisini koruyabilir. Türkiye'nin mevcut sağlık altyapısı ve uluslararası iş birlikleri düşünüldüğünde, bu çalışmanın önerileri doğrultusunda adımlar atması, hem bölgesel hem de küresel sağlık güvenliğine katkı sağlayabilir.