Hindistan'da Narendra Modi liderliğindeki hükümet, son haftalarda ülke geneline yayılan ve 'hamamböceği' olarak adlandırılan protestoların giderek şiddetlenmesiyle artan bir baskı altına girdi. Muhalefetteki Kongre Partisi, Salı günü Başbakan Modi'nin konutunun önünde büyük bir gösteri düzenleyerek hükümete karşı tepkisini açıkça ortaya koydu. Protestoların fitilini, iktidardaki Hindu milliyetçisi BJP'ye yakın bazı grupların etnik azınlıklara ve dini topluluklara yönelik söylemleri ateşlemiş durumda. Göstericiler, hükümeti ayrımcı politikalar uygulamak ve ekonomik eşitsizlikleri derinleştirmekle suçluyor. 'Hamamböceği' terimi, protestocuların hükümetin politikalarını 'karanlıkta üreyen ve çoğalan' bir sorun olarak nitelendirmesinden kaynaklanıyor. Başkent Yeni Delhi başta olmak üzere birçok eyalette düzenlenen eylemlerde binlerce kişi sokaklara dökülürken, güvenlik güçleri ile göstericiler arasında zaman zaman arbede yaşanıyor. Kongre Partisi lideri Rahul Gandhi, yaptığı açıklamada 'Bu hükümetin otoriter eğilimleri ülkeyi bölüyor; demokrasi tehlikede' ifadelerini kullandı. Modi yönetimi ise protestoları 'yıkıcı ve asılsız' olarak nitelendirerek, ekonomik kalkınma ve ulusal güvenlik hedeflerine odaklanmaya devam edeceğini duyurdu.
Protestoların arka planı
Hindistan'da son aylarda artan toplumsal gerilim, 2019'da kabul edilen Vatandaşlık Yasası'nın (CAA) ardından başlayan kitlesel hareketlerin bir devamı olarak görülüyor. Müslümanları hedef aldığı gerekçesiyle eleştirilen bu yasa, ülkede din temelli ayrımcılığı derinleştirdiği iddialarına yol açmıştı. 2024 genel seçimleri öncesinde muhalefet, Modi hükümetini 'azınlıkları sindirme ve medya özgürlüğünü kısıtlama' politikalarıyla suçluyor. Özellikle Keşmir bölgesinde yürütülen operasyonlar ve gazeteci, aktivistlere yönelik davalar, uluslararası kamuoyunda da endişeyle karşılanıyor. Ekonomik cephede ise yüksek işsizlik oranları ve artan enflasyon, genç nüfus arasında hükümete duyulan güveni sarsıyor. 'Hamamböceği' protestoları, bu birikmiş öfkenin bir dışavurumu olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hindistan'daki siyasi istikrarsızlık, Güney Asya bölgesinde dalga etkisi yaratma potansiyeli taşıyor. Pakistan ve Bangladeş gibi komşu ülkeler, Hindistan'daki gelişmeleri yakından izlerken, Çin ise sınır anlaşmazlıklarının yaşandığı bir dönemde Delhi'nin iç politikadaki zaaflarından faydalanmaya çalışabilir. ABD ve Avrupa Birliği, demokratik değerler ve insan hakları vurgusunu Hindistan'la ilişkilerinde ön plana çıkarırken, Çin'e karşı dengeleyici bir güç olarak görülen Hindistan'la stratejik ortaklığın sorgulanmasına neden olabilir. Ekonomik olarak ise Hindistan'daki siyasi belirsizlik, yabancı yatırımları olumsuz etkileyebilir. Uluslararası para fonu verilerine göre, Hindistan'ın 2023 büyüme oranı yüzde 6,3 olarak gerçekleşirken, 2024 için beklentiler aşağı yönlü revize ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki siyasi kriz, Türkiye açısından dolaylı etkiler barındırmaktadır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi son yıllarda 10 milyar doları aşarken, Türk şirketlerinin Hindistan'da özellikle savunma ve altyapı alanında yatırımları bulunmaktadır. Hindistan'da artan iç gerilim, bu yatırımların güvenliğini ve kârlılığını etkileyebilir. Ayrıca, Hindistan'ın Çin karşısında dengeleyici bir güç olarak rolü, Türkiye'nin Orta Asya ve Güney Asya politikalarını da etkilemektedir. İslam karşıtı söylemlerin güçlenmesi ise Türkiye'nin Müslüman nüfuslu ülkelerle ilişkilerinde dikkate alması gereken bir faktördür. Bu nedenle, Ankara'nın Hindistan'daki gelişmeleri yakından izlemesi ve diplomatik temaslarını sürdürmesi stratejik önem taşımaktadır.